Eğitsel ve Mesleki Rehberlik

 



1. EĞİTSEL REHBERLİK

Kişinin yetenek ve ilgilerine uygun bir eğitim türünü seçmesi ve bu alanda başarılı olması, dolayısıyla kişiliğini geliştirmesi için, ona götürülen düzenli ve sürekli yardıma eğitsel rehberlik denmektedir. Eğitsel rehberlik hizmetleri; koruyucu, önleyici ve geliştirici hizmet boyutlarında sürdürülmektedir. Bu hizmetlerin bir bölümü, kimi dönemlerde daha çok önem kazanmakta ise de bunlara genelde her öğrenci,öğrenim yaşamının hemen her evresinde gereksinim duymaktadır. Örneğin öğretim yılı ve yarıyıl başında, yarıyıl ve yıl sonunda öğrencilerin eğitsel rehberliğe daha çok gereksinimleri olabilmektedir. Yakın bir ilginin eşliğinde öğrencilere verilecek eğitsel bilgiler, onları bir çok uyumsuzluklardan kurtarabilmekte; öğrencinin okulu bırakma, başarısızlıklarının suçunu başkalarına atma gibi tepkilerinin önüne geçebilmektedir.
Eğitsel rehberlik hizmetlerinin en yararlı yanını,eğitsel bilgi verme oluşturmaktadır. Grup yaklaşımında kullanılan tekniklerden biri olan “bilgi verme” tekniğini kullanarak,her rehber öğretmen, sınıf rehber öğretmeni,eğitsel rehberlik hizmetlerinin birçoğunu gerçekleştirebilmektedir.
Eğitsel rehberlik hizmetleriyle; öğrencilerin okula ve yakın çevreye alışmaları, verimli çalışma yollarını öğrenmeleri, çalışma alışkanlığı edinmeleri, üst eğitim kurumlarını tanımaları ve bunlarla ilgili seçimleri yapmaları, kararları vermeleri sağlanmalıdır.

1.1. BİLGİ VERME HİZMETİNİN GENEL ÖZELLİĞİ
Bilgi verme hizmetinin ilkesel amaçları şunlardır:
1. 1. Öğrencilerin çalışma dünyasına ilişkin ilgilerini geliştirerek bu konuda gerekli yaşantılar kazanabilmeleri için çeşitli etkinliklerden yararlanmak,
2. 2. Öğrencileri, kendilerine açık olan çeşitli eğitsel ve mesleki olanakları hakkında düşünmeye teşvik etmek,
3. 3. Öğrencilerin kişisel gelişimlerini arttıracak ve gelecekte karşılaşacakları deneyimlere hazırlayabilecek eğitsel yaşantıları seçebilmelerine yardım etmek,
4. 4. Gençlere açık olan çeşitli yüksekokullar ve üniversiteler gibi çok sayıdaki seçenekler hakkında bilgi sağlamak,
5. 5. Gençlerin kendilerini daha fazla anlamalarını sağlamak.
Rehberliğin bilgi verme işlevi, ilkokuldan başlayarak eğitimin her basamağında her yaştaki öğrenciye yardımcı olacak biçimde organize edilmelidir. Bireyin daha sonraki yıllara ilişkin alacağı kararlar,erken okul yıllarından başlayarak araştırıcı nitelikte yapılan anlamlı deneyimlerle kazanılır.
Okullarda bilgi verme hizmetlerini yerine getirmek için pek çok olanak vardır. Bu konuda tipik olarak sıralanan bazı eğitsel ve mesleki etkinliklerden bazıları;
1. 1. Alan gezileri esnasında yapılan işi gözlemek ve işin yapılış şeklini not etmek,
2. 2. Öğrencilerin görsel-işitsel amaçlara dikkatlerine sunulan bilgilerden yararlanmalarını sağlamak,
3. 3. Eğitsel mesleki bilgi vermeye yönelik dosyalar ve raflar düzenlemek,
4. 4. Gerekli poster ve bültenleri sergilemek için bülten tahtasından yararlanmak.

1.2. EĞİTSEL REHBERLİĞİN YARARLARI
1.2.1. OKULA VE YAKIN ÇEVREYE ALIŞMAYI SAĞLAMA
Okulda ve yakın çevrede kendilerinden beklenen uyumu gösterebilmeleri,öğrencilerin öncelikle okula, okulda ve yakın çevrede karşılaşacakları yeni durumlara uyumlarına bağlı bulunmaktadır. Bu hizmetin, öğrencilere kayıt-kabul ile ilgili yardımlarla başlatılıp, okul yapısını, kurallarını ve yakın çevreyi tanıtma ile sürdürülmesi gerekmektedir. Okula ve yakın çevreye alışmaları konusunda öğrencilere verilmesi gereken bir başka hizmet, ders programlarını ve ders dışı etkinlikleri tanıtma olacaktır.
Bundan sonra sıra, her öğrenci için bir eğitim planı hazırlamaya gelmektedir. Önemli bir karar işi olan eğitim planlaması,öğrencinin belli bir öğrenim süresi içinde olması zorunlu olan derslerle,seçimlik dersleri ve ders dışı etkinlikleri içermektedir. Eğitim planı hazırlama evresinde, eğitsel rehberlik ve meslek rehberliği iç içe girmektedir. Özellikle, yöneltme sınıfı olarak kabul edilmiş bulunan 9. Sınıfta öğrenci,derslerini seçerken belli bir meslek grubuna da yönelmiş olacaktır. Bu nedenle öğrencinin uzun süre geçerli olabilecek bir eğitim planı yapabilmesini sağlamak için ona yetenek, ilgi, tutum ve başarıları, zorunlu ve seçimlik dersleri, eğitici kol çalışma olanakları tanıtılmalıdır.
1.2.2. VERİMLİ ÇALIŞMA VE TAM ÖĞRENMEYİ SAĞLAMA
Öğrencilere, ilköğretim sınıflarında verimli çalışma;doğru anlamlı ve hızlı okuma, okuduklarını tam olarak anlama ve anlatma becerisini kazandırmak,eğitsel rehberlik konularının başlıcalarını oluşturmaktadır. Bunların yanı sıra zamanlarını ders çalışmakla geçirmelerine karşın, yeterince başarılı olamayan öğrencilere, ileri sınıflarda da rastlanmaktadır. Bir çok öğrencilerin çalışma ve dinleme zamanını iyi ayarlamadıkları; kalıcı öğrenmeyi sağlayan yöntemleri bilmedikleri ve bu nedenle çalışmalarından bekledikleri verimi elde edemedikleri için, derslere karşı ilgisizlik ya da yılgınlık geliştirdikleri görülmektedir.
1.2.3. ÜST EĞİTİM KURUMLARINI TANIMAYI SAĞLAMA
Bu hizmette öğrencilere,okudukları okulu bitirince gidebilecekleri üst okulları tanıtmaktadır. Bir okulu bitirenlerin bir bölümü hayata atılırken, bir bölümde öğrenimlerini sürdürmek isteyecektir. Bu öğrencilere hangi okulların açık olduğunu; bu okullara giriş koşulları;okulların eğitim süreleri eğitim harcamalarının yaklaşık olarak tutarı,hangi mesleğe hazırlandıkları;kredi ve burs olanakları; okullara giriş için başvuru formlarının nasıl doldurulacağı ile ilgili bilgiler sağlanmalıdır.Eğitim kuruluşlarına ilişkin bilgiler,birçok yoldan sağlanabilmektedir. Bu yolları başta gelenlerinden biri yazılı bilgileri toplamadır. Yazılı bilgiler, üst eğitim kurumlarını tanıtan kitap, kitapçık, dergi ve gazetelerden; kurumlardan kurumların bağlı olduğu bakanlıklardan sağlanabilmektedir.
Yükseköğretim için, üniversitelerin yayınladığı kataloglar ile yazarlarca bu amaçla hazırlanıp yayımlanan kaynaklardan yararlanabilmektedir.
Paralı, parasız okullara giriş sınavları, sınavların tarihleri ve koşulları hemen her yıl değiştiği için, rehber öğretmenler, sınıf rehber öğretmenleri, her yıl yeni ve doğru bilgileri sağlayıp, zamanında öğrencilere iletmelidir.
Eğitim kurumlarına ilişkin bilgi sağlamanın ikinci bir yolu, bu amaçla özel toplantılar düzenlemektir. Bu toplantılarda aynı anda çok sayıda kişi, çağrılan yetkililerinin tanıtıcı konuşmalarından; film, slayt gibi gösterilerden; teybe alınmış konuşmalardan yararlanabilmektedirler.
Eğitim kurumlarını görmek, üst kurumları tanımak için başvurulacak yollardan bir başkasıdır. Okulu bitirenlerin gidebilecekleri okullardan, gidilme olanağı bulunanlara öğrenciler gruplar halinde götürülerek onlara bu okulların maddesel yapısına ilişkin zengin yaşantılar kazandırabilmektedir. Öğrenciler verilen üst eğitim kurumlarını tanıma hizmetleri, bir yanıyla eğitsel rehberlik; öbür yanıyla da meslek rehberliği görünümündedir. Çünkü üst okul, aynı zamanda bir mesleğe hazırlayan okul olabilmektedir. Bu nedenle bu konu bir yerde, meslek rehberliği konusu olarak da algılanabilmektedir. Olanak varsa, öğrenciler eğitsel rehberlik ve meslek rehberliği çerçevesinde, bireysel ve grupta psikolojik danışma da uygulanmaktadır.

2. MESLEKİ REHBERLİK

Öğrenim seçimi,meslek seçimi insan hayatını şekillendiren öğelerdir Her insan okul öncesi yıllardan itibaren ileride ne olacağını düşünür,geleceği hakkında bazı planlar kurar. başlangıçta tamamen duygusal ve hayal olan meslek seçimi yaş ilerledikçe daha gerçekçi temellere dayandırılmaya başlar.
Ancak gençlerin çoğu temel eğitim ya da orta öğretimi bitirip,meslek seçme konusunda kesin bir karar verme durumunda kaldıkları zaman şaşkınlığa düşmekte ve çoğu kez bütün hayatlarını geçirecekleri uğraşı alanlarının seçimi tesadüflere bırakmaktadırlar. öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini ve toplumun insan gücü ihtiyacını dikkate almaksızın yaptıkları seçmeler hem kendilerini ve yakınlarını hayal kırıklığına uğratmakta hem de toplumun kalkınması bakımından ihtiyaç duyulan insan gücünün israfına yol açmaktadır. Öğrencilerin gerçekçi olmayan seçim yapmalarının nedenlerinden biri,onların çalışma dünyasından yeterince haberdar olmamalarıdır.
İşte mesleki rehberliğe burada ihtiyaç doğuyor. öğrencilerin kişisel özelliklerine göre onları yönlendirerek o alanda eğitim almalarını sağlamayı amaçlıyor. Öğrenciye mesleksel bilgiler vererek onları yönlendirme işi olarak tanımlanabilir.

2.1. MESLEKİ REHBERLİĞİN TARİHÇESİ
1895 yılında George Merrill, öğrencilerine iş dünyasını tanıtmayı ve onların iş bulmalarına yardımcı olmayı amaçlayan bir çalışmayı başlattı. Bu çalışma,1898-1907 yılları arasında, Jesse Davis’in bir okuldaki meslek danışmanlığı girişimiyle sürdürüldü. yine 1907’de,amacı,öğrencilerin kişilik gelişimlerine yardım etmek ve öğrencilere mesleksel bilgi vermek olan bir rehberlik programı, Grand Rapids’teki okullarda uygulamaya kondu.
1908 yılında ise,Boston’da Frank Parsons,bir meslek bürosu kurarak benzer çalışmalara başladı. Parsons bu çalışmaları ile,iş arayan niteliksiz göçmenlerin ,kısa bir eğitimden geçirilerek endüstri bölgelerinde işe yerleşmelerine yardımcı olmayı amaçlamıştı.(Bakırcıoğlu,R.,Rehberlik ve Psikolojik Danışma,Turhan Kitapevi.1994)

2.2. MESLEKSEL GELİŞİM DÖNEMLERİ
Bireyde mesleksel gelişim sırasıyla;büyüme,araştırma,yerleşme,koruma ve sürdürme ile emeklilik olmak üzere,beş evrede gerçekleşmektedir. Bu sınıflama evrensellik taşımakla birlikte, mesleksel gelişim ve davranışların,toplumlara ya da kültürlere göre ayrılık gösterdiği de bilinmektedir.(ülkü,1976;özoğlu,1982)

DÖNEMLER
Büyüme Araştırma Yerleşme Koruma Emeklilik
dönemi dönemi dönemi ve sürdürme dönemi
dönemi
(0-14yaş) (15-24 yaş) (25-44 yaş) (45-64 yaş) (65sonrası)


Büyüme Dönemi:Doğuştan 14 yaşına değin bireyde açık ve kesin bir mesleksel eğilim görülmemektedir. Bu dönemde benlik,gelişimini hızlı sürdürmektedir. Birey,meslek düşlemleri(fantezileri) oluşturmaktadır. Bu dönemin sonuna doğru,yetenek ve ilgiler önem kazanmaya; kişinin, bunlar doğrultusundaki mesleksel eğilimleri belirmeye başlamaktadır. Önceleri,daha çok dışsal etkilerle olmak üzere değişkenlik gösteren ilgilerinde bu dönemin sonuna doğru ,kararlılık kendini göstermeye başlamaktadır. Belirli konulara ve alanlara yönelik yetenek belirtileri ortaya çıkmaktadır.

Araştırma Dönemi:Kişi, mesleksel gelişimiyle ilk adımlarını, 15-24 arsında yaşları arasına rastlayan bu dönemin başlangıç yıllarında atmaktadır. Bu dönemin başlarında geçici mesleksel eğilimler gösterirken, zamanla, oluşturduğu meslek tasarımını gerçekle karşılaştırarak denetlemekte ve bu tasarımını gerçeğe dönüştürme çabasına girişmektedir.
Bu çabalama sırasında kişiye; meslek yaşamındaki olası rolünü ve olanaklarını gözden geçirme, bu rolü gerçek ya da gerçeğe yakın durumlarda deneme fırsatı verilmelidir. Sonuçta da gerekli yorumlamaları ve değişikleri yaparak bir mesleğe girme olanağı sağlanmalıdır.

Yerleşme Dönemi:25-44 yaşları arası kişinin, üzerindeki araştırmayı tamamlayıp, hazırlandığı mesleğe yerleşme ve meslekte kendini geliştirme çabasının göstereceği dönemdir. Kişi, bu dönemin sonlarında, mesleksel gelişimin doruğuna tırmanmayı başarabilmektedir.

Koruma ve Sürdürme Dönemi:Mesleksel gelişimde 45-64 yaşlar arası, kişinin genellikle en yararlı olabileceği dönemdir. Mesleğini bilinçli bir şekilde seçebilmiş ve yerleşme döneminde deneyimlerini sürekli arttırmış bir kişi, bu yaşlarda verimliğini korumakta ve sürdürmektedir.

Emeklilik Dönemi:65 yaşından sonraki yıları kapsayan bu dönemde, etkin meslek uğraşı, son bulmaktadır. Dinlenme yılları da denebilen bu dönemde kişi, günlerini kendi isteğine göre, mesleğine ilişkin ya da özel ilgi alanına giren konularla uğraşarak geçirmektedir.(Bakırcıoğlu,R.,Rehberlik ve Psikolojik Danışma,Turhan Kitapevi.1994)

2.3.MESLEKSEL GELİŞİMİ BELİRLEYEN ETKENLER

Ekonomik Etken: ailenin ve toplumun ekonomik düzeyi, aile ve toplum yaşamını etkileyen özdevimsel ve teknik gelişmeler, kişinin mesleksel gelişimini belirleyen ekonomik, etkenlerin belli başlılarıdır. Bir toplumda gereksinim duyulan mesleklerin sayısını ve niteliklerini genelde o toplumun ekonomik, kültürel ve teknik gelişim düzeyi belirlemektedir.

Politik Etken: Çocuk ve gençlerin eğitimi ve bir iş yerinde çalıştırılmaları ile ilgili yasaları, politik güç(siyasal erk) düzenleyip yürütüyor. Bu nedenle politik güç, bireylerin mesleğe girmelerinde ve mesleksel gelişimlerinde, temel belirleyicilerden birisi olarak varlık göstermektedir.

Bedensel Etken: Bu etkenleri, çocuğun özellikle beden yapısı, bedensel yeterlilik düzeyi, yaşı, boyu,ağırlığı, konuşması, sesi, güç düzeyi, cinselliği, görme ve işitme duyuları ile ilgili özellikler oluşturmaktadır. Kişinin, bir mesleğe girmesi için salt ilgi duyması ve bilişsel yetenek göstermesi yetmemekte; aynı zamanda bedensel özelliklerinin de o mesleğe girmesine elverişli olması gerekmektedir.

Toplumsal-Ruhsal Etken:Ailenin toplumsal-ekonomik yapısı, kültürel yapısı, aile içi ilişkileri; çocuğun genel veya özel yetenekleri, duygusal gelişim durumu, arkadaş ve akrabaları ile ilişkileri, içinde yaşadığı grupların beklentileri anlaşılmalıdır. Çocuk, bu etkenlerin niteliklerine göre, belli güdüler, amaçlar, değerler, duygusal olgunluk, benlik algısı, toplumsal özellikler(başkalarıyla geçinebilme başarısı), insanlara yaklaşım biçimi(önder yada üye olma eğilimi), tutum ve ilgiler(sevilen, sevilmeyen alanlar ve durumlar) geliştirecektir.

Edinilmiş Olan Deneyim:Öğrencinin genel ve mesleksel eğitimin; başarı düzeyi, ders dışı etkinliklere katılma derecesi, girdiği işlerdeki başarısı, özel becerileri, merakları da doğrudan etkilemektedir. Bunların yanı sıra, öğrencinin, aile bireyleriyle; aile dışındaki bireyleri kabul etmesi ve onlarca kabul edilmesi, onun dışındaki gruplara katılımı ile ilgili deneyimleri de genel ve mesleksel eğitimde etken olmaktadır. Bu özelliklere göre, öğrencinin başkalarını kabul etme ve başkalarınca kabul edilme özellikleri ortaya çıkmaktadır.

Rastlantısal Etken: Doğal yıkımlar, savaşlar, piyangodan çıkan para, ölüm gibi umulmadık bir zamandaki edinme ve yitirmeler, önceden kestirilemeyen etkenler olarak, mesleksel gelişimin yönünü belirleyebilmektedir. (Bakırcıoğlu,R., Rehberlik ve Psikolojik Danışma, Turhan Kitapevi.1994)


3. MESLEKİ REHBERLİK VE YÖNLENDİRME

Rehberlik; bireyin kendini tanımasına, problemlerini gerçekçi bir gözle görmesine, karşılaştığı seçme durumlarında uygun seçimler yapmasına, gerçekçi kararlar almasına ve “kendi kendisini yönetme” gücünü kazanmasına, böylece benliğine saygı duymasına ve kişiliğini güçlendirmesine yardım etmektir. (Özgüven, 2001, s.126)

Rehberlik ve psikolojik danışmanın temel felsefesinde 3 ilke vardır. Bunlar;
1. İnsanın değerli olduğu,
2. Bireyin dış güçler tarafından değil kendi kendisini yönettiği,
3. Bireyin problemlerini çözme gücüne sahip olduğudur.

3.1. REHBERLİK VE YÖNLENDİRME
Yönlendirme genel olarak “dışardan bir kişinin, bireyi yönlendirdiği” anlamını içermektedir. Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinde yönlendirme; bir süreç içinde bireyi bilgilendirerek, onu duygusal sorunlarından ve kaygılarından arındırmayı hedefler. Yönlendirmede amaç; bireye yardım etmek ve bireyin kendine olan güveninin artmasını sağlamaktır. Yönlendirmede birey problemlerin çözümünü kendisi bulur, hangi çözüm yolunu uygulayacağına karar verir ve uygular.

3.1.1. Meslek Seçme ve Yönlendirmenin Gelişimi:
Birey meslek seçimini eskiden ailelerin istekleri doğrultusunda yapar ve ailelerin meslek ile ilgili görüşleri büyük önem taşırdı. Birde geleneksel olarak meslek babadan oğula geçer, oğul babanın mesleğini devam ettirirdi. Günümüzde iş alanlarının çoğalması ve sanayiinin gelişmesiyle birlikte; meslek seçimi ailelerin istekleri doğrultusunda değil, bireyin ilgi ve beklentisi doğrultusunda yapılmaktadır.
Birey meslek seçimi yaparken son derece dikkatli davranmalı, kendi bireysel niteliklerinin hangi mesleksel niteliklere uyduğuna dikkat etmelidir.

3.1.2. Mesleki Rehberlikte Yönlendirme Alanları
1- İş Merkezli Yönlendirme: Sanayii ve iş alanlarının gelişmesi, mesleki rehberliğin ortaya çıkmasında büyük bir paya sahiptir. İş merkezli yönlendirmede, “iş koşullarına uygun bireylerin yetiştirilmesi ve belirlenmesi” esası göz önünde bulundurulmaktadır. Hangi işler için hangi insan gücünün uygun olduğu konusunda yönlendirme yapılır. İş ve İşçi Bulma Kurumu bir bakıma bu görevi görmektedir. Okullarda iş merkezli yönlendirme yapılmakta ve “işlere uygun insan gücü yetiştirilmeye” çalışılmaktadır.

2- Birey Merkezli Yönlendirme: Bu yönlendirmede “iş koşullarını bireye uydurma” esası vardır.
İşverenler, iş veriminin artması için; çalışanlarının iş yerini sevmelerini sağlamakta, bu amaçla çalışanlarının gereksinimlerini, özlem ve isteklerini,iş doyumlarını gerçekleştirecek önlemler almaktadır

3- Okulöncesinde Yönlendirme: “Okulöncesi” düzeyinde yönlendirme çocuklara çok çeşitli alanlara ilişkin oyun, araç-gereç, gezi ve gözlem olanakları sağlayarak onların yetenek ve yaratıcı güçlerini, güzel sanat ilgilerini tanımaya yönelik olmalı, yaşantılarında çok çeşitli ve zengin bir ortam sağlayarak çocuğun kendisini ve potansiyellerini keşfetmeleri amaçlanmalıdır.

Bu amaçla gezi, gözlem, dans, müzik, resim, şarkı, masal anlatımı gibi sosyal ve kültürel faaliyetler yaptırılabilir. Çocuk sistematik ve planlı olarak gözlemlenir.

4- İlköğretimde Yönlendirme: Bu yönlendirmede amaç; yakın çevre ve ekonomik koşullar dikkate alınarak, öğrencilerin olanaklar doğrultusunda iş ve meslek alanlarını gözlemlemeleri sağlanır. Çeşitli iş becerileri kazanmalarına yardım edilir. Ayrıca orta öğretim düzeyindeki program seçenekleri hakkında bilgi verilir.

İlköğretim yılları, çocuğun kişilik gelişim açısından kritik bir önemi oluşturur. Bu dönemde, kişinin kendine olan güveninin gelişimi, kendini kabul, benlik tasarımı,içsel denetimin gelişmesi gibi kişilik boyutları bireyin mesleki gelişimi açısından da büyük önem taşımaktadır.Çocukluk döneminde oluşan tutumlar, değerler ve algılar eğitsel ve mesleki doğurgularla yüklü bulunmaktadır. Çocuk ilköğretimin 8. yılında genel, akademik veya mesleki eğitime yönelme tercihini yapma durumunda olacak ya da eğitime devam etmeyip çalışma yaşamına erken girmeyi tercih edecektir. Bu nedenle ilköğretimdeki rehberlik hizmetleri kritik bir önem taşımaktadır.Öğrenci bu devrede takip edilmeli ve her öğrenci için bilgi formu tutulmalıdır.

5- Ortaöğretimde Yönlendirme: Bu yönlendirmede, öğrenciye çeşitli meslekler ve genel eğitim hakkında bilgi verilir. Öğrencinin ilgi, yetenek ve gereksinimleri doğrultusunda hayata yönelmeleri sağlanır. Orta öğretimde yönlendirme yalnız meslek seçmeye yönelik olmamalı, ayrıca yönlendirme; yüksek öğretime de hazırlık oluşturacak şekilde olmalıdır.

Orta öğretimde yönlendirmede; öğrenciye araştırma yapma alışkanlığı verilmeli, projeler yaptırılarak, grup çalışmaları sonunda birlikte çalışma ve tartışma alışkanlığı verilmelidir. (Özgüven, 2001, s.130-134)

3.1.3. Mesleki Rehberlik ve Yönlendirme Süreci:
Mesleki rehberlik ve yönlendirme, bireylerin türlü “meslekleri tanımaları” ve “kendi kişisel özelliklerini” tanımaları ve bu bilgilerin ışığında kendilerine en uygun olan meslekleri seçme sürecidir.
Örgütlenmiş okul rehberlik hizmetlerinin bir boyutu olan “bilgi verme servisi”, bireyi çevresinden haberdar etme görevini yürütür. Birey, kendi hakkındaki bilgileri de rehberliğin “Bireyi Tanıma” servisi ile yardımı ile edinir. Birey rehberlik ve psikolojik danışmanın katkısı ile “kendisi” ve “meslek” ile ilgili bilgileri birleştirir, analiz eder, değerlendirir, çözümler üretir, sonuçları “meslek” ve “iş” seçme kararında kullanır. Aldığı kararları uygulamak için gerekli önlemleri yerine getirir. Birey bu aşamaları yerine getirirken danışman sadece yardımcı görevindedir ve bireyin kararlarına müdahale etmez. (Özgüven, 2001, s.140)

3.1.4. Yönlendirmede İzlenecek Genel İlkeler
Öğrencinin belli bir işe ve mesleğe yönelmesine, belli ilkeler doğrultusunda yardım edilmektedir. Bu ilkeler:
1. Bireysel Sorumluluk İlkesi: Yönlendirme çalışmaları gücendirici ve zorlayıcı değil, özendirici olmalıdır. Çünkü öğrencinin bir işe ve mesleğe yönelmesine yardım etmede amaç; onun gerçekçi kararlar verebilmesini sağlamaktır.Birey hangi okula ve programa yöneleceğine kendisi karar verecek, bu kararın sorumluluğunu da kendisi taşıyacaktır.
2. Süreklilik İlkesi: Yönlendirme ilköğretimin sonunda ve ortaöğretimin başında, eğitim sürecinin bir noktasında yapılacak tek bir seçme veya giriş sınavı değil, bir süreçtir. Okulöncesinden başlayarak, öğrenci hakkında öğrenimi boyunca yapılacak sürekli gözlem ve değerlendirmelerden elde edilen bilgilerin birikimine göre yapılmalıdır. Yönlendirme emekliliğe değin sürdürülmesi gereken bir hizmettir. (Bakırcıoğlu, 2001, s.82)
3. Fırsat Eşitliği İlkesi: Yönlendirme; öğrencilerin bir kısmını seçen, diğerlerini program dışı bırakan bir tutumla değil, öğrencilerin tümüne fırsat eşitliği sağlayacak şekilde yapılmalıdır.Öğrencilerin istek,ilgi ve yeteneklerine göre yetişmeleri sağlanmalı, “herkesin” başarılı olabileceği bir programa girmesi amaç edinilmelidir.
4. Bütünlük İlkesi: Yönlendirme bir bütündür; örgün eğitim gibi yaygın eğitimi de içermektedir. İlköğretim ve ortaöğretimde yer alan öğrenciler ile eğitim sisteminden ayrılan öğrenciler kendi durumların uygun bir yere yerleştirilmelidirler ve yalnız bırakılmamalıdırlar. (Özgüven, 2001, s.141)

3.1.5. Yönlendirmede Dikkate Alınacak Bilgi Kaynakları ve Ölçütler
Öğrencilerin ilköğretim sonunda ve ortaöğretimin başında çeşitli programlara yönelmeleri çeşitli ölçme, değerlendirme araçları ile bireyi tanıma tekniklerinden yararlanılarak elde edilen bilgilere ve ölçümlere göre yapılmalıdır.Ancak ülkemizde bulunan okullarda bu test ve ölçümlerden yeterince yararlanılamamakta ve eğitilmiş personel yönünden okullarımızda büyük bir eksiklik bulunmaktadır. Bir öğrencinin hangi programa yönlendirilmesinin uygun olacağı kararına varırken aşağıdaki ölçütlerden yararlanılmalıdır.

1. Öğrencinin Yetenek ve Başarı Durumu
(a) Öğrencilerin farklı yıllarda saptanan akademik ortalamaları.
(b) En son yönlendirmenin yapıldığı ya da bir önceki yıla ilişkin genel başarı ortalaması.
(c) Fen, sosyal, dil gibi grup derslerine ilişkin başarı ortalamaları.
(d) Öğrencilerin yıllara göre farklı derslerdeki gelişme dereceleri.
(e) Sınıf geçme-kalma durumları.
(f) Genelde başarılı ve başarısız olduğu dersler.
(g) Öğrencinin özgeçmişi, iş ve meslek tecrübeleri.
(h) Yerel olarak uygulanacak genel ve özel yetenek testleri sonuçları.
(i) Yerel düzeyde uygulanacak genel başarı testleri sonuçları.
(j) Ulusal düzeyde Bakanlık Merkez Örgütünce uygulanacak standart yetenek ve başarı testleri sonuçları.
(k) Ders öğretmenlerinin, öğrencinin girebileceği program veya kol hakkındaki genel görüşleri.
(l) Sınıf öğretmeninin, öğrencinin yönelebileceği”alan” ve “kol” hakkındaki genel görüşü.
(m) Eğitsel kol faaliyetlerinden sorumlu öğretmenlerin öğrenci hakkındaki genel görüşü.

2. Öğrencinin Kişisel Nitelikleri
Öğrencinin genel sağlık ve enerji düzeyi, beden yapısı, fiziksel engelleri, güdüleri, değerleri, duygusal özellikler, benlik tasarımı ve sosyal ilişkileri, geleceğe yönelik planları ve beklentileri.
3. Öğrencinin İlgilendiği Konular
(a) Boş zaman etkinliklerinde tercih ettiği konular.
(b) Uygulanacak ilgi testlerinin sonuçları.
(c) Kol faaliyeti öğretmenlerinin öğrencinin ilgi ve tercihleri hakkındaki görüşleri.
(d) Sınıf öğretmeninin, öğrencinin ilgi alanı hakkındaki gözlemleri.
(e) Ailesinin, öğrencinin ilgi alanı hakkındaki gözlemleri.
4. Öğrencinin İsteği ile İşin veya Programın Nitelikleri
(a) Öğrencinin program, kol ve şube tercihi.
(b) Öğrencinin geleceğe yönelik, yaşam planı, beklentileri ve güdüsü.
(c) İş ve mesleklerin niteliği ve kişi yönünden geleceği.
(d) Önerilecek programın bitiminde girilebilecek işlerin nitelikleri ile bireyin nitelikleri arasındaki uyuşma derecesi.
(e) Öğrenci için önerilecek programın süresi ve ortaöğretimden sonra girilecek diğer yüksek öğrenim programlarına ilişkin koşullar.
(f) Programın öğrenciyi hazırlayacağı meslek ve işin sağlayacağı ücret, sosyal haklar, işte ilerleme gibi olası koşullar.
5. Ailesinin Görüşü
(a) Öğrenci ile ilgili kararlarda taraf olarak, ailesinin çocuklar hakkındaki görüşleri, istek ve beklentileri.
(b) Çocukları hakkında kendilerine yapılan, yönlendirme tavsiyelerine olan tepkileri ve görüşleri.
6. Programa, İşe Girme ve Devam Edebilme Koşulları
(a) Girilecek programın öğrencinin ulaşabileceği yakın çevrede bulunup bulunmaması.
(b) Zorunlu eğitimin ötesinde eğitim masraflarının çocuğun ailesinin karşılama olasılığı, devletin, vakıf ve kuruluşların sağladığı burs, parasız yatılılık ve gibi kredi olanakları.
7. Mesleğin İnsan gücü Gereksinimi Yönünden Durumu
Devletin ve özel sektör düzeyinde ülkenin ilgili alan, iş ve meslek için olan farklı düzeylerdeki, “insan gücü gereksinimi” ve geleceğe yönelik projeksiyonlar.

8. Okul Rehberlik Servisinin Öğrenci Hakkındaki “Genel Değerlendirme” Sonuçları
Ölçütler, koşullar ve durumlar dikkate alındığında, okul rehberlik uzmanlarının, yoksa sınıf öğretmeninin, öğrencinin hangi programa, kola, mesleğe veya işe yönlendirilmesinin uygun olacağı hakkındaki nihai görüş ve “tavsiyeleri” belirlenir. Olası seçeneklerin tümü belirlenmeli, tercihi öğrenci yapmalıdır. (Özgüven, 2001, s.142-144)

4. MESLEKİ REHBERLİKTE KARİYER PLANLAMA VE KARAR
VERME
1800’lu yılların ikinci yarısında, endüstrileşme etkisiyle toplumun çalışma koşulları ve mesleki ihtiyaçlar peş peşe ve hızla değişikliğe uğramıştır. Bu değişimler ise, Jesse B. Davis, Frank Parsons ve diğerleri tarafından mesleki rehberlik hareketlerinin başlangıcı olmuştur.
Son yıllarda uğranışların seçimine odaklanan mesleki rehberlik, kariyer gelişmenin tüm yönlerini kapsamıştır.
Böylece, eğitsel planlama, kişisel gelişme ve kariyer seçimlerine ek olarak, başarılı bir yaşamı da dikkate almaya başlamıştır.
Kariyer gelişimi pek çok olasılıkların sürecidir. Gelecek, çoğu insanlara mesleki olasılıklar sunar. Özellikle 21.yy okula başlayanlar, hızla artan gelişmelerin oluşturduğu işin ve işyerinin gerektirdiği hizmet dizileri ile karşılayabileceklerdir. Toplumlarda hızlı ekonomik değişmelerin oluşturduğu çeşitli dönemlerde, bireylerinde mesleklerini ve farklı uğranışlara yöneldikleri bilinmektedir.
Okul danışmaları, öğrencilere geniş kariyer olasılık dizilerini sunarken, onları uzun dönemli eğitsel planlamaya yönlendirerek, geleceğe ait kararları almalarında yardım ederler. Gelecekteki teknolojik ilerlemelerin bizi nereye götüreceği bilinmediğinden, öğrencilerin eğitsel hazırlığının da mesleki esneklik ve kariyer seçeneklerinin artışı doğrultusunda yapılması gerekmektedir.
Kariyer seçiminde cinsiyet ve kültürel kalıp davranışları. Kadın ve erkekler kariyer gelişiminde eşit düzeyde katılımcı durumundadırlar. Son yıllarda kadınlar önceki yıllarda ‘sadece erkekler’ için olduğuna inanılan kamyon şoförlüğü, uçak pilotluğu, politikacı, mühendis gibi sayısız kariyerlere doğru yönelim göstermektedirler. Aynı zamanda erkekler de sadece kadınlar için düşünülen hemşirelik, sekreterlik gibi kariyerlere girmektedirler.
Okullar, toplumda var olan cinsiyet ve kültürel grupların bütünleşmesine yardım etmedirler. Okul danışmanları bu süreci, program için seçilmiş test ve materyaller hakkında yönetici ve öğretmenlere danışarak desteklemektedirler. Bu amaçla, tüm öğrenciler kariyer araştırmalarına, karar verme etkinliklerini planlamaya ve kariyer olasılıklarını denemeye yönlendirilmelidirler.
Şimdiki durum geleceği yordamaz. Danışmanlar için bireylerin geleceğini yordamak, daima tehlikeli bir durum oluşturmaktadırlar. Bugünden geleceğini yordamak, sadece tehlikeli olmayıp aynı zamanda imkansız da olabilmektedir. Teknoloji ile milli kaynakların gelişimi güçleşmekte ve tüketim artmaktadır. Son yıllarda geleceğin yordanması sadece şu ana ve geçmişe bakılarak yapılabilmektedir. Danışmanlar, bireylerin geleceğe yönelik olan kariyer amaçlarını ise, bugünkü bilgiye dayandırmaktadırlar. Bu nedenle kariyer tahmini çok zordur. Çünkü mevcut bilginin değerlendirmesi bireysel özelliklerin tespiti ve kariyer seçim olanaklarının bilinmesi gerekmektedir.
Kariyer gelişmesi, etkileşimsel bir süreçtir. Geçmişte bireyler kendi yönlerini belirler ve kendi kaderlerini yaratırlardı. Bugün dünyadaki çeşitli değişkenlerin karmaşık etkileşimi ve güçleri nedeniyle, bu olasılık azalmıştır. Bireylerin başkalarının desteği olmaksızın, belli mesleki yönlerine gitmeleri ise, ‘riskli meşguliyet’ anlamına gelmektedir.

4.1. MESLEKİ REHBERLİKTE KARİYER PLANLAMASI YAPARKEN NELERE
DİKKAT EDİLMELİDİR?
Bu duruma en gerçekçi örnek, ülkemizdeki gençlerin durumudur. Gençlerin çok azının profesyonel bir destekle meslek seçimi yapıldığı bilinmektedir. Bunlarda çoğunlukla büyük şehirlerdeki bazı dershaneler, ya da özel okullardaki psikolojik danışmalardan yaralananlar olmaktadır. Gençlere mesleklerini nasıl seçtikleri sorulduğunda, ‘çoğunlukla raslantısal sıralamalar yaptıklarını ve bunlardan puanlarına uyan herhangi birine ÖSYM tarafından yerleştirildiklerini’ söylemektedirler.
Yazarın karşılaştığı bir başka örnekte ise, A.... bir kız öğrenci olup, üniversite 1.sınıf öğrencidir. Ekonomik durumu iyice olan bir ailenin kızıdır. Yaşanan son ekonomik krizler nedeniyle, öğrenci özel bir üniversitenin istediği bölümüne uygun puanı olmasına rağmen, ilerde parayı karşılayamama tedirginliği ile girememiştir. Daha sonra, öğretmen yetiştiren programlardan birine tercih sıralaması yaparak girmiştir. Yapılan böyle bir seçim ise, öğrencinin öğrenim ilk haftasında, ‘ben alanımı sevmiyorum’ tepkilerini göstermesine neden olmuştur.
Bu nedenlerle öğrencilere profesyonel desteği nasıl arayacaklarını, doğru bilgiye erişebilme yolunu nasıl kazanacaklarını ve kariyer gelişiminde gerekli temelleri nasıl oluşturacaklarını öğretmek gerekmektedir. Bu süreçte öğrenciler; insan ilişkileri becerilerini ve engelleri yenebilmek için savunma mekanizmalarını nasıl kullanabileceklerini de öğrenmelidirler. Gibson Mitchel öğrencilerin kendilerine ilişkin kariyer olanaklarıyla yaşam amaçlarına uyan eğitsel isteklerini öğrenmelerine işaret etmektedirler.
İlkokul, ortaokul ve yüksek okullardaki okul danışmaları, öğrencilerin belirli ihtiyaçlarına odaklanan hizmetleri desenlendirerek yardımda bulunmalıdırlar. Okul danışmanlarının buradaki amaçları kapsamlı danışma ve rehberlik etkinlikleri ve programlarıyla, öğrencilerin farkında lığını artırmak, onları kariyer araştırmasına davet etmek ve eğitimin tüm düzeylerinde uygun kararlar vermeye cesaretlendirmek olmak gerekir.
Bazı danışmanlar, mesleki ve kariyer danışmasında uzmanlaşarak, ‘kariyer danışmanı’ ya da ‘mesleki danışman’ adını kullanarak, okuldaki belirli rolleri ile öne çıkmaktadır. Okullarda rehberliğin farklı alanlarda uzmanlaşmış, özelleşmiş elemanlarının bulunması, danışmanlık etkinliklerinin çeşitliliği bakımından rahatlık sağlayabilir. Böyle bir özelleşme uzmanına tüm çocuklar için kariyer danışması ve gelişimsel etkinliklerin de dahil olduğu geniş sorumluluklar yüklemektedir.
Kariyer kavramı, meslek öncesi ve meslek sonrası görevleri, boş zaman faaliyetlerini, toplumda üstlenilen diğer rolleri ve bütün bu rollerdeki gelişimi içermektedir. Bu nedenle günümüzde Meslek Seçimi yerine Kariyer Gelişimi kavramı üzerinde durulmaktadır. Bu bölümde ise, kariyer planlama ve karar verme ile ilgili içeriğin incelenmesinden sonra, Meslek Seçimi üzerinde durulacaktır.
Sonuç olarak, kariyer danışmaları öğretimdeki meslektaşları ile birlikte öncelikleri oluştururlar, öğrenme amaçlarını geliştirirler ve etkinliklerini planlarlar. Bunun yanı sıra, öğrencilerin kendilerini tanımalarına kariyer araştırmaları yapmalarında ve karar verme becerilerini geliştirmesinde de hizmetlerin etkili bir biçimde dağıtımı ile uğraşırlar.

4.1.1. ÖĞRENCİNİN FARKINDA OLMASI
Tipik olarak okul danışma literatürü farkında olmaya araştırma ve karar verme gibi kariyer etkinliklerini yapılandırma ile ilkokul, orta okul ve lise düzeyindeki programlar için kariyer desenlemeye odaklanarak, kariyer gelişimine yaklaşım sağlamaktadır. Bu yapı, genellikle ilk okul düzeyinde kariyer farkındalığı etkinliklerini, orta okul ve lise programında meslek seçimlerini araştırmayı ve işe yerleştirmeyi, lise yıllarında ise kariyer kararı vermeyi vurgulamaktadır.
İlkokul çocuklarının, kendilerini farketme ve kariyer farkındalığı yardımına ihtiyaçları olabilir. Fakat öğrencilerin konuya yatkınlıklarının artması, kişisel ilgilerini farketmeleri ve kariyer olanaklarının devamlılığını anlamaları tüm okul düzeyinde gelişebilmektedir. İlkokuldaki öğrenciler, araştırmacı deneyimlerle kendilerinin, başkalarının ve hatta çevrelerindeki iş dünyasının da farkına varır.
İlkokullarda kendini fark etme ve kariyer farkındalığının amaçları, programda birleştirilmiştir. Bu birleşim ilkokul, ortaokul ve lise olmak üzere tüm düzeylerde önemlidir. Tüm üç düzey için geniş oranda bilişsel ve duyuşsal becerilerle donatılan, mesleki seçim ve kariyer gelişmesine ilişkin amaçlar oluşturulmaktadır.
Ortaokul ve liselerde, okul danışmanları kariyer rehberliğini sürdürülen danışma ve rehberlik programlarıyla birleştirerek öğrencilerle bireysel danışma ve rahatlatıcı nitelikte küçük grup çalışmalarını yürütmektedir. Öğrencilerin benliklerine ilişkin farkında olmalarını kolaylaştırmada, okul danışmanları yardım ilişkilerinin bir parçası olarak değerlendirme süreçlerini kullanırlar. Bu değerlendirme süreçleri yetenek testlerini, kariyer ilgi envanterlerini kapsamaktadır. Ayrıca, öğrencilerin akademik güçlerini öğrenmeye yönelik diğer ölçme tipleri de kullanılmaktadır.

4.1.2. MESLEK SEÇİMİ
Meslek seçiminin karmaşıklığını anlamak için, bireyde kapsamlı bir anlayış oluşturmak gerekmektedir. Meslek seçimi sürecinde, kararın devreye girmesinden önce, bireyin toplumda meslek pozisyonu açısından deneyimi olduğunu belirtmek gerekir. Bu görüşe göre, mesleğe yönlendirme, dolaylı ve dolaysız olarak ortaya çıkar.
Dolaysız yönlendirme, Hizmete yönelik olan eğitim ve meslek olanaklarına geçişte, yer alan toplumsal kontrolden oluşur. Bunlar tek tek şu anlamı taşırlar:
Toplumsal yapıya, sayı ve türe bağlı olarak, meslek kursları ve mesleki olanaklar sınırlanır. Mesleği seçen çoğu bireyler objektif olanakların eksikliği nedeniyle mesleki arzularını yerine getiremezler.
Meslek kurs ve olanaklarına geçiş, formal ve informal nitelikte ve kesinlikle kullanabilir, kurallar altına alınmıştır.
Formal kurallar, diploma ile sonuçlanan kurs ve meslekler çerçevesinde ele alınmaktadır. Güzellik uzmanı, hasta bakıcı vb. olmak amacıyla meslek arayanlara yönelik olarak düzenlenir.
İnformal yönlendirmeler, aileye ait olma, firmada çalışır olma gibi farklı bir bilinçlenme içermektedir.
Dolaylı yönlendirmeler ise, yetişkinin belirli hedef, norm ve bilgilerini üstlendiği sosyalizasyon süreçleri ile kendini gösterir. Bunlar, meslek çevresine dahil olan ve meslek nüvesindeki davranışa uyumlu olan bilgilerdir. Bireyin meslek seçimini etkileyen bazı sınırlılıklar bulunmaktadır. Ayrıca, gencin sosyalizasyon şartları ile daha sonra vereceği meslek kararı arasında kısır bir ilişkinin bulunduğu da bilinmektedir.

4.1.3. MESLEKİ GELİŞME SÜRECİ
Psikolojik danışmanların endüstrileşmiş ülkelerdeki görevleri toplumun avukatı olma gibi bir özellik göstermektedir. Danışmanların bireylerde mevcut olan karar verme alanlarını açma görevleri vardır.
Gelişim kuramları çalışmaları farklı yaşam aşamalarına göre, zamansal boyut ve bölümler içinde mesleki gelişimi konu ederler. Meslek eğitimi kişisel özelliklerin göreceli olarak hangilerinin yaşam aşamalarında oluştuğu ve belirli gelişim aşamalarında meslek seçimi davranışını nasıl kendini gösterdiği türündeki sorular bu yöndeki bilimsel çalışmaları ortaya çıkarmaktadır bilindiği gibi meslek seçiminde göreceli motiflerin oluşturduğu unsurlar ve meslek öncesi etkinlikleri ile ilgili görünümler bir çok araştırmada kendini göstermektedir. Gelişim kuralları çalışmalarında bireyin hangi düşünce yetenek ve becerisinin meslek seçim aşamasına etki edeceği sorusu üzerinde sistematik çalışmalar yapılmaktadır. Bu sorunun yanıtı ise meslek seçim testlerini ortaya çıkarmaktadır.
Gelişim kuramları modelleri Super, Ginzberg vb. meslek gelişim çerçevesinde yer alan meslek seçimi kuramları ile kapsamlı şekilde açıklanmaktadır. Yaşlara göre meslek seçim motifleri şunlardır.
2. yaş kişi ve ortama uyum sağlama, 4-6 yaşlar arası ilk meslek düşüncelerinin oluşması, 6-8 yaşlar arası fantezi seçimlerin yapılması, 10yaş mesleki dünyanın cinsiyete göre algılanışı, 12-14 yaş arası mesleklerde belirgin görüşler geliştirmeye başlama, 16-18 yaşlar arası yetenek, ilgi ve değerlerle meslek seçimine yönelme ve 20-22 yaşlar arası ise meslekler hakkında gerçeği test edebilme gibi motiflerin seçimi etkilediği görülmektedir.

4.2. ERGENİN KARİYER GELİŞİMİNDE GİNZBERG’ in DENEME AŞAMASI
Ginzberg ve arkadaşlarının Uğraşılarının Seçimi kitabında meslek seçim sürecinde ergenler ve çocuklarla yapılan görüşmeler sonucunda yoğun olarak çalışılmıştır. Burada, meslek gelişim sürecinin üç dönemden oluştuğu belirtilmiştir
1) Hayal Dönem(7-12): Gelecekteki iş hakkında oyun ve hayal etme düşüncelerinden oluşur.
2) Deneme Dönemi(12-17): Bireyin çalışma hakkındaki bilgisi kadar ilgilerinin yeteneklerinin ve değerlerinin gelişmesidir.
Gerçekçi Dönem(17-22): Özelleşmiş ve billurlaşmış olan uğranışların seçimini kapsamaktadır.

4.2.1. GİNZBERG’GE GÖRE MESLEK SEÇİMİ DÖNEMLERİ
İlgilerin Gelişimi; Kuzgun, ilgiyi belli faaliyetlere isteyerek yönelme, bu faaliyetleri kısıtlayıcı koşullar altında bile başka faaliyetlere tercih etme ve bu faaliyetleri yaparken yorgunluk yerine dinlenmişlik, bıkkınlık yerine devam etme isteği duyma durumlarında, varlığına hükmettiğimiz bir iç uyarıcı olarak belirtmiştir. Ginzberg ve arkadaşlarına göre, 11 yaşlarında çocuklar fantezi seçimleri bırakarak bunların yerine, ilgilerini esas alan seçimlere yönelmektedirler. Buna ek olarak gençlerin seçimlerinin çoğu, babalarının meslekleriyle ilişkili olmaktadır.
Çocuklar, 11 yaşındaki ilgilerine bakarak babalarının mesleğinden hoşlanıp hoşlanmadıklarını düşünmektedirler. Çocuklar daha sonra, ilgilerinin değişebileceğinin ve farklı seçimler yapabileceklerinin farkına varmaktadırlar.
Zamanla çocukların mesleki fantazileri, dünya hakkındaki bilgilerden etkilenerek, ilgilerini oluşturur. Örneğin: Atlet olmak isteyen çocuk çeşitli etkinliklerde bulunmaktan, top oynama ve jimnastik yapmaktan hoşlanabilir.
Danışmanlar, öğrencilerle liseye başlamaya hazır olup olmadıkları hakkında görüşme yaparken onların nelerden hoşlandıkları hakkında daha açık konuşabildiklerini görürler.
Kapasite (Gizilgüç)lerin Gelişimi: Yetenek herhangi bir davranışı ya da bilgi ve beceriyi öğrenebilmek için doğuşta sahip olunan gizilgücün çevre ile etkileşim sonucu geliştirilmiş ve yeni öğrenmeler için hazır hale getirilmiş kısmını ifade eden bir kavramdır.
Ergenler 13 ve 14 yaşlar arasında kapasitelerini iki yıl öncesine göre daha iyi değerlendirmektedir. Örneğin: babam gibi iyi mühendis olabileceğimden emin değilim, çünkü bu meslek güçlü bir matematik bilgisi gerektirmektedir. Şeklindeki görüşlere sahip olmaya başlamıştır.
Değerlerin Gelişimi: Bireylerin mesleklere verdikleri değerler, bireyden bireye, yaşa, sosyoekonomik düzeye, cinsiyete, eğitim düzeyine hatta farklı kültürlere göre değişmektedir. 15ve 16 yaşlarında ergenler, meslek kararı verirken amaçlarını göz önünde bulundurmaya ve değerlerini düşünmeye başlarlar. Ayrıca gençlerin düşüncelerinde, evlenme ve yaşam planı gibi konular, mevcut evlilik partnerleri olmasa bile yer almaya başlamaktadır. Gençlerdeki böyle soyut kavramsallaştırmalar, daha sonraki dönem olan ergenin geçiş dönemine adım atmasını kolaylaştırmaktadır.
Geçiş Dönemi: Geçiş döneminde geçekçi koşulların meslek seçiminde önemli ölçüde rol oynamaya başladığı görülür. Bu dönem, genellikle lisenin son sınıfında, 17 yada 18 yaşlarında oluşur. Alınan kararlar üniversiteye gidip gitmeme, eğer seçim üniversiteye ise ne alanda eğitim göreceği şeklindeki geçek duruma ilişkin sorularla ilgilidir. Gençler, toplumda iş bulabilecekleri alanlara dikkat etmelerinin gerekliliğinin farkındadır.

4.3. MESLEK DANIŞMANLIĞI
Meslek rehberliği ve meslek danışmanlığının birinci amacı, bireyin elden geldiği kadar zengin, ayrıntılı, gelişmiş ve gerçekçi öz kavramına sahip olmalarına yardımcı olmaktır. Bu gerçekleştiği ölçüde bireyin çevresini de etraflı biçimde algılamaya istekli olacakları, algılarını çarpıtmadan özümseyeceklerini ve kararına dayanarak yapacakları beklenmektedir. Kendilerini doğru tanıyan kimseler kararlar verirken doğru seçeneği bulmada zorlanmayacaklardır. Mesleki danışma, yaş farkı gözetmeden herkese yönelik olmasına rağmen zorunlu öğretim dönemini tamamladıktan sonra mesleki kurs yüksek öğretime yönelen gençleri ve genç yetişkinleri kapsamaktadır.
Meslek seçim sürecinde çoğu danışan; Mesleki sorunları ve eğilimleriyle ilgili olarak alması gereken mesleki kararlar konusunda danışmanlardan tavsiyeler alma beklentisi içindedirler. Meslek danışmanlığında da danışman, danışanın karar verme gücünü geliştirmeye yardımcı olur.
Kendine yardım etmeye yardım olarak bu süreçte meslek danışmanı meslek seçimindeki sorunlar içinde yer alan bilgileri vermek zorundadır. Bunlar danışanın yetenekleri, ilgili ile mesleğin toplumsal boyutları iş pazarının şu anda ki durumu ve gelişme gibi bilgilerle iş ve meslek dünyasının gerçeklerini anlatmaya yönelik bilgiler olabilir. Bu ölçülere göre meslek danışmanlığı bireye şunları sağlamakla görevlidir.
a) Meslek ve yüksek öğretimle ilgile kapsamlı dökümanlar.
b) Toplumda mevcut olan işlerin durumu ile ilgili temel bilgiler.
c) Bireysel yetenekle ilgili bilgiler
d) İnsan gruplarına ve isteklerine göre farklılık gösteren danışma bilgileri. (Can, 2002, s.76-107)

Okullarda Rehberlik

 



Okullarda Rehberlik Hizmetleri

Bir okulda öğretim faaliyetleri dışında öğrencilerin gelişimine uygun ortam sağlamak, karşılaşılan güçlükleri gidermek ve gerekli önlemleri almak için bazı hizmetler sunulmaktadır. Bu tür hizmetler okullarda kurulan Rehberlik ve Psikolojik danışma Servisi tarafından yürütülmektedir. Oldukça geniş bir kapsama sahip olan bu hizmetler çeşitli ölçütlere göre sınıflandırılmaktadır. Hizmetlerin yöneldiği alanlar (eğitsel,mesleki ve kişisel-sosyal) ve işlevleri (koruyucu,eğitimsel-gelişimsel ve problem çözücü) açısından yapılan sınıflamalar başka bir bölümde ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Bu bölümde sunulan hizmetlerin içeriğine göre bir sınıflama yapmak amaçlanmıştır.

Rehberlik hizmet alanları-birimleri, rehberlik hizmetlerini sunan personelin ne tür etkinlikler yaptığını da göstermektedir. Rehberlik hizmetleri, doğrudan doğruya öğrenciye yönelik ve dolaylı olarak da hizmetlerin etkililiğini artırmaya yönelik olarak öğrenciyle ilgili kişi ve kurumlarda yürütülen kapsamı oldukça geniş bir hizmetler bütünüdür. Şöyle ki; rehberlik hizmetleri içinde öğrencilere okul ve çevresini tanıtmak gibi oldukça dışsal ve nesnel; kendilerine uygun bir alan veya program seçmek gibi öznel ya da kendini bir arkadaş grubuna ait hissetmeyen ve bundan rahatsız olan öğrenciye yardım gibi oldukça içsel / duygusal alana yönelik yardımlar yer almaktadır. Bu kadar geniş kapsama sahip hizmetleri alt gruplara ayırıp incelemekte yarar vardır. Ayrıca böyle bir sınıflama okullarda sunulan rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinde yapılan etkinliklere yönelik bir açıklık getirmektedir. Konuyla ilgili başlıca yayınlarda rehberlik hizmetlerinin sınıflandırılmasında “hizmet birimleri,rehberlik servisleri,servis birimleri ve hizmet alanları” tanımlamalarının kullanıldığı görülmektedir. Burada “hizmet birimleri” ve “hizmet alanları” tanımlamaları tercih edilmiş ve bütün konu boyunca bu terimler bazen birbirinin yerine kullanılmıştır.
İçeriklerine göre bir sınıflama yapılmakla beraber rehberlik hizmetleri birbiriyle ilişkili ve birbirini tamamlayan hizmetlerdir. Program-plan hazırlama hizmetlerinden araştırma değerlendirme hizmetlerine kadar tüm hizmetler birbiriyle ilişkili ve kısmen iç içe geçmiş hatta kısmen birbiriyle örtüşen hizmetler olarak düşünülebilir. Bunların herhangi birisinin eksikliği rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin işlevselliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca bu hizmetlerin sunuluş sırasındaki öncelikten söz etmek yerine tümünün bir bütün ve birlikte sunulan hizmetler şeklinde algılanması daha uygun bir yaklaşım olacaktır.

Rehberlik hizmetlerinin etkili bir şekilde amacına ulaşabilmesi için işbirliği içinde ve ortak bir anlayış çerçevesinde sunulması gerekmektedir. Okuldaki rehberlik hizmetlerinin sunulmasında okul psikolojik danışmanı (rehber öğretmen), okul müdürü ve müdür yardımcıları, sınıf rehber öğretmenleri ve diğer ders öğretmenleri aktif bir şekilde görev almaktadır. Ayrıca personelin yapacağı görevler Okul Rehberlik ve Psikolojik danışma Hizmetleri Yönetmeliği’nde açıklanmıştır.

Öğretmenler rehberlik hizmetlerini sunmak üzere yetiştirilmiş uzmanlar değildir, böyle olması da beklenemez. Böylece öğretmenlerin rehberlik hizmetlerini sunmak üzere görevlendirilmesi hizmetlerin kalitesini düşürebilir. Buna karşın ekonomik olması, rehberlikle ilgili iş yükünün azalması, daha çok sayıda öğrenciye hizmet götürme olanağı, öğrenciyi öğretmenin uzun süre gözleyebilme olanağının olması birden çok öğretmenin öğrenciyle ilgilenmesi gibi birtakım avantajları vardır. Öğretmenler yeterlilikleri ölçüsünde ve okuldaki psikolojik danışmanın liderliği ile işbirliği içerisinde rehberlik hizmetlerini sınıflarındaki öğrencilere sunabilirler. Ancak öğretmenlerin yaptıkları bu iş psikolojik danışma veya terapi olarak adlandırılmamaktadır.

Rehberlik Hizmet Birimlerine Yönelik Yapılan Sınıflamalar

Aşağıda okul rehberlik servisinde sunulan hizmetlere yönelik farklı yazar tarafından yapılan sınıflamalar yer almaktadır.

Bir okulda sunulan rehberlik programı amacına etkili bir şekilde ulaşması için beş ayrı grupta topladığı rehberlik hizmetlerini bireyi tanıma servisi, bilgi servisi, danışma servisi, yerleştirme servisi ve sonucu izleme servisi olarak sınıflamaktadır. Benzer şekilde kuzgun, bir rehberlik örgütünde bulunan başlıca servis birimlerini bireyi (öğrenciyi) tanımak, bilgi vermek , psikolojik danışma, yerleştirme ve izleme olarak beş grupta toplamaktadır.
Daha ayrıntılı bir sınıflama yapan Kepçe oğlu, rehberlik hizmetlerini dokuz grupta toplanabileceğini belirtmektedir. Bu hizmet alanları;1)Psikolojik danışma hizmetleri, 2)Bireyi tanıma hizmetleri, 3)Bilgi toplama ve yayma hizmetleri, 4)yerleştirme hizmetleri, 5)İzleme hizmetleri, 6)Alıştırma-oryantasyon hizmetleri, 7)Müşavirlik (konsültasyon) hizmetleri 8)Araştırma ve değerlendirme hizmetleri, 9)Çevre ve veli ile ilişkiler. Yeşil yaprak ise yukarıdaki sınıflama çerçevesinde okulda sunulan rehberlik hizmetlerini yedi alanda toplamaktadır. Bunlar; 1)Psikolojik danışma hizmeti, 2)Oryantasyon hizmeti (yeni ortama alıştırma), 3)Bireyi tanıma hizmeti, 4)Bilgi toplama ve yayma hizmeti,5)yöneltme ve yerleştirme hizmeti, 6)İzleme ve değerlendirme hizmeti,7)Müşavirlik (konsültasyon)hizmeti.
Son iki sınıflamayla ilgili yapılan açıklamalarda psikolojik danışma hizmetlerinin diğer tüm hizmetlerin merkezinde yer aldığı ve psikolojik danışma hizmetlerinden yoksun bir rehberlik hizmetinin amacına ulaşamayacağı belirtmektedir. Aslında buradan anlaşılan bu hizmetlerin birbiriyle ilişkili bir bütün oluşturduğudur. Ayrıca tüm rehberlik hizmetlerinin psikolojik danışma hizmetinde olduğu gibi bireye değer veren, onun ihtiyaçlarına ve bireysel faklılıklarına duyarlı , öğrenciyi olduğu gibi kabul eden bir anlayış ile sunulması gerektiği anlaşılmaktadır.


Okul Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servisinin Hizmet Alanları
Yapılan sınıflamalar, ilgili yayınlar ve 17.04.2001 tarihli Okul Rehberlik ve
Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği çerçevesinde bir okuldaki rehberlik örgütünde yer alan hizmetler aşağıdaki gibi sınıflanabilir.

1.Program-plan hazırlama hizmetleri
2.yeni duruma-ortama alıştırma hizmetleri
3.Öğrenciyi tanıma hizmetleri
4.Bilgi verme hizmetleri
5.Psikolojik danışma hizmetleri
6.Grup rehberliği hizmetleri,
7.Yöneltme ve yerleştirme hizmetleri
8.Sevk(yardım almaya yönlendirme)hizmetleri
9.zleme hizmetleri
10.Konsültasyon (müşavirlik) hizmetleri
11.Çevre ve aile ile ilişkiler
12.Araştırma ve değerlendirme hizmetleri şeklinde sınıflandırabilir.


BİLGİ VERME HİZMETLERİ

Öğrenciler eğitim yaşantıları süresince bir takım bilgilere ihtiyaç duyarlar. Öğrencilerin ihtiyaç duydukları bilgiler eğitsel,mesleki ve kişisel-sosyal alanlarla ilgili bilgilerdir. Ayrıca çeşitli tekniklerle öğrenciler hakkında toplanan bilgilerin öğrencilere aktarılması rehberliğin bilgi verme hizmet alanında yer almaktadır.
Eğitsel bilgi,öğrencilerin bulundukları eğitim programı ve gidebilecekleri üst eğitim kurumları hakkındaki bilgilerden oluşur. Eğitsel bilgileri vermenin amacı,öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda bir eğitim programına yönelmeleri ve bunda başarılı olmalarıdır. Öğrenciler eğer bu konuda kendileri için açık olan olanakların neler olduğunu bilmezlerse eğitim programı seçimlerinde uygun kararlar veremezler. Öğrencilerin kendilerini gerçekleştirebilecekleri uygun kararlar vermelerini sağlamak için bulundukları eğitim programının içeriği,alanlar,zorunlu ve seçimlik dersler,ders dışı eğitsel etkinlikler hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlamak gerekir. Ayrıca bir eğitim kurumundan mezun olmak üzere olan son sınıftaki öğrencilere gidebilecekleri okullar ve kendilerini geliştirebilecekleri olanakları tanıtmakta yarar vardır. Üst eğitim hakkında bilgi edinmenin çeşitli yolları vardır. Bunların bir kısmı aşağıda belirtilmiştir:
 Eğitim kurumlarını ziyaret etme,
v
 Okul inceleme
v çalışmalarında bulunma,
 Eğitim kurumlarını tanıtıcı broşürleri-kitapları
v inceleme,
 Bilgi sahibi edinmek istenilen okuldan bir öğretmenin tanıtım
v yapmak üzere sınıfa davet edilmesi,
 Okullara-sınavlara başvuru kılavuzunun
v incelenmesi,
 Kurumlarla ilgili basın-yayında yer alan bilgilerin
v arşivleşmesi,
 İlgili kurumların internetteki tanıtıcı sitelere ulaşarak
v bilgiler alınabilir.
Kuşkusuz burada bir öğretmenin öğrencilerin ihtiyaç duydukları tüm bilgilere ulaşarak bunları öğrencilere aktarması beklenemez. Önemli olan öğretmenin hangi bilgileri nereden ve nasıl bulacakları konusunda öğrencileri bilgilendirmesi ve bunun için ortam hazırlamasıdır.
Öğrencilerin ihtiyaç duydukları diğer bilgi alanı meslekler hakkındaki bilgilerdir. Öğrencilerin kendi ilgi,yetenek ve kişilik özelliklerine uygun bir mesleği seçmelerine yardım etmek okullardaki rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin amaçlarından
biridir. Öğrencilerin kendilerine uygun bir meslek seçmeleri için sahip oldukları özellikleri bilmenin yanında yönelmeyi düşündükleri meslekler hakkında ayrıntılı olarak bilgi sahibi olması mümkün değildir. Öğrencilere bir mesleği incelerken hangi bilgiler nasıl edinecekleri konusunda bilgilendirmesi ve yönlendirilmesi yeterlidir. Öğrencilerin meslekler hakkında bilgi edinmelerinin bazı yolları şunlardır:
 Öğrencilerin
v ilgilendikleri mesleğin icra edildiği iş yerlerine ziyaretlerin yapılması,
v İş yerinde yarı zamanlı çalışma,
 Meslek elemanı yetiştiren kurumları
v ziyaret etme,
 Öğrencilerden meslek inceleme grupları oluşturma,
v
 Yüksek
v öğretim programlarını ve meslekleri tanıtan kitaplara başvurma,
 İş ve işçi
v bulma kurumunun meslekleri tanıtıcı kaynakları inceleme,
 Meslek elemanı
v yetiştiren kurumları tanıtan yazılı ve görsel kaynaklara başvurma,
v Öğrencilerin bilgi edinmek istedikleri mesleği icra eden bir meslek elemanını sınıfa davet etme,
 Meslek odalarının veya derneklerin ilgili mesleği
v tanıtan yazılı ve görsel materyallerinin incelenmesi.
Öğrenciler kişisel ve sosyal gelişim açısından oldukça kritik kabul edilen bir gelişim aşamasındadırlar. Öğrencileri, yaşadıkları değişim ve gelişmeler hakkında bilgilendirmek gelişimlerini destekleyici olacaktır. Ayrıca sosyal gelişim ve uyumlarının kolaylaştıracak; aile,arkadaş ve diğer sosyal çevreleriyle ilişkilerini zenginleştirecek kişiler arası ilişkilere yönelik bilgiler verilebilir. Bu bilgiler, yeterliliği ölçüsünde sınıf rehber öğretmenleri ve psikolojik danışmanlar tarafından verilebilir. Ayrıca verilecek bilgi alanıyla ilgili bir uzman okula davet edilerek öğrencilerin bilgilenmeleri sağlanabilir Bunun yanında öğrencilere konu ile ilgili eğitsel kitaplarını okumalarını ve filmleri izlemelerini önermek öğrencilerin bilgi edinmelerini sağlayan bir diğer yoldur.(Altıntaş,Ersin.:Psikolojik Danışma ve Rehberlik,Pegemyayıncılık,Ankara,2002)

Bilgi toplama ve yayma hizmetleri genel olarak;
 Sosyal,kültürel ve eğitsel çalışmalar,üst okullar,iş ve
v meslekler hakkında gerekli bilgilerin toplanıp verilmesi,
 Bu bilgiler
v ışığında kendilerine en uygun ve doğru bir seçim yapmalarına yardım edilmesi,


 Böylece onların bir program,bir sosyal kültürel ve
v eğitsel çalışma ,bir üst okul,bir iş ya da bir mesleğe yönelmelerini sağlam aile ilgili çalışmaları kapsar .Bunun yanında esas amacı ; okullarda öğrencilerin eğitsel ve mesleki alanlarda kendilerine en uygun ve gerçekçi seçimleri yaparak onların eğitsel ve mesleki yönelmelerine yardımcı olmaktır. Bu yüzden öğrencilerin ihtiyaç duyabilecekleri her türlü eğitsel ve mesleki bilgiyi toplamak,bu bilgileri sınıflayıp özetleyerek en uygun biçimde düzene koymak ve özetlememiz gerekir.

BİLGİ TOPLAMA YOLLARINDAN BAZILARI

v Mektuplar göndererek doğrudan doğruya ilgili okul ve kurumlardan yazılı dokümanlar isteme,
 Anket,soru listesi,envanter vb. formları göndererek
v tanıtıcı bilgiler toplamak,
 Broşürlerden yararlanma, ilgili gazete ve dergi
v sayfalarını toplama,
 Radyo ve televizyon programlarından yararlanma,
v
v Çevredeki diğer ilgili kişilerden yararlanma,
 Elde edilen eğitsel ve
v mesleki bilgilerin paylaşılması ve yorumlanması amacı ile öğrencilerle bireysel ve grupla psikolojik danışma yapma,elde edilen eğitsel ve mesleki bilgiler ile ilgili derslerde bir ders konusu ya da ünitesi gibi ele alınıp öğretmen ya da sınıf öğretmenleri tarafından sınıfa anlatma,okul gazetesi,haber bültenleri ve duyuru tahtaları asma,film,teyp,bant ,resimleri ve görsel işitme araçlarından yararlanarak dinletme yada izletme,okullarda konferanslar düzenleme,geziler düzenleme bilgi toplama yollarından bazılarıdır.(Kepçeoğlu,Muharrem.:Psikolojik Danışma ve Rehberlik,Ankara,1996)

PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ

Psikolojik danışma bireylerin kendilerini tanımalarını,güçlü ve zayıf yönlerini fark ederek yaşadıkları problemleri etkili biçimde çözmek amacıyla, yüz yüze bir ilişki süreci içinde sunulan ve duyuşsal yönü ön planda olan profesyonel bir yardım hizmetidir. Nihai amacı da bireyin karar verme ve problem çözme becerisini geliştirerek kişisel gelişimini sağlamaktır. Psikolojik danışmanın kendine özgü çeşitli kuram,teknik ve ilkeleri vardır. Psikolojik danışma hizmeti, ancak bu alanda yetişmiş ve yeterliliği olan
uzman kişiler tarafından sunulur. Dolayısıyla psikolojik danışma hizmetini vermek diğer rehberlik hizmetlerine göre uzun süreli bir eğitim gerektirir. Bu hizmetin okulda sunulan tüm rehberlik hizmetleri için de önemli bir yeri vardır. Çünkü diğer hizmetlerin etkililiği,psikolojik danışmadaki anlayış ve ilkelerle yakından ilişkilidir. Psikolojik danışmadaki anlayış ve ilkelerin diğer tüm rehberlik hizmetlerine yansıması beklenir.
Psikolojik danışma süreci içinde yardım alan kişiye “danışan”,yardım veren uzmana da “danışman” denilmektedir. Bu hizmet bir danışan ile bir danışman arasında kurulan ilişki ise buna “Bireysel Psikolojik Danışma” denilmektedir. Eğer bu ilişki bir danışman ve birden çok (genellikle 8-12)danışan arasında kurulmuşsa buna “Grupla Psikolojik Danışma” denilmektedir. Psikolojik Danışma ilişkisi birden çok görüşmeyi gerektiren bir süreçtir. Öğrencilerin ihtiyaçlarına göre bu sayı değişmekle birlikte genellikle görüşme sayısı 8-10 arasındadır. Duruma ve tercih edilen psikolojik yaklaşıma göre daha kısa süren psikolojik danışma sürecide olabilir. Ancak bazı durumlarda bir iki görüşme ile de öğrenci sorunu çözülebilmektedir. Genellikle öğrencinin sorunu bilgi eksikliğinden kaynaklanıyorsa,bu eksiklik giderildiğinde problemi çözebilmektedir. Böyle bir süreci Psikolojik Danışma olarak tanımlamak yerine bunu “görüşme” olarak tanımlamak daha uygundur. Görüşme aynı zamanda öğrenci hakkında bilgi toplama tekniğidir. Bilgi toplama amacıyla görüşme yapılıyorsa öğrenci ile kurulan ilişki psikolojik danışma değildir. Özellikle öğretmenlerin kişisel sorunları ile ilgili öğrencilere sundukları yardımları görüşme olarak adlandırmak gerekir. Öğretmenlerin öğrencilere yaptıkları görüşmelerin sayısı daha fazla olsa da bu ilişki psikolojik danışma ilişkisi değildir. Çünkü psikolojik danışma yapmak uzmanlık gerektiren bir iştir ve öğretmenler bu işi yapmak için yetişmemişlerdir.
(Altıntaş,Ersin.:Psikolojik Danışma ve Rehberlik,PegemYayıncılık,Ankara,2002 )
Psikolojik Danışma hizmetleri tüm rehberlik hizmetlerinin temelini ve özünü oluşturur. Psikolojik danışmadan yoksun rehberlik hizmetleri tam sayılamaz. Bu öneminden dolayı, geleneksel olarak “rehberlik “diye adlandırılan hizmet alanı günümüzde temelini ve özünü oluşturan psikolojik danışmadan hız alan bir anlayışla “psikolojik danışma ve rehberlik” alanı olarak gelişmektedir.
Psikolojik danışma hizmetleri diğer rehberlik hizmetleri arasında daha teknik,daha duyarlı olan ve ancak uzman personel tarafından profesyonel düzeyde
sunulabilecek hizmetlerden oluşur Bu bakımdan psikolojik danışma hizmetlerinin,öteki hizmetlerden ayrı olan yönleri ile, çok iyi anlaşılması gerekir.(sh75)

PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİNDEKİ AMAÇ VE İLKELER

Amacı, bireylerin kendini gerçekleştirmelerine yardım etmektir. Bireyin kendini gerçekleştirmesini sürekli gelişmekte olan bir düzey ve erişilmek istenen genel bir sonuç olarak algılamak gerekir. Psikolojik danışma yardımında kısa vadeli,orta vadeli ve uzun vadeli amaçlardan söz edilebilir. Örneğin, her psikolojik danışma yardımında gerçekleştirilecek amaçlar kısa vadeli ,birkaç psikolojik danışma ile bireyin mevcut sorunlarının giderilmesi orta vadeli amaç olarak gösterilebilir. Bu amaçlar genel olarak bireyin mesleki,eğitsel ve kişisel olan tüm problemleri hakkında daha çok bilinçlenerek kendine en uygun ve gerçekçi bir çözüm bulmasına yardım olarak özetlenebilir. Kendini gerçekleştirme ise, erişilmek istenen bir sonuç olarak,psikolojik danışma yardımının uzun vadeli bir amacıdır.
Bir yardım süreci olarak psikolojik danışmanın amacında, psikolojik danışmayı yapan danışman kişinin eğitim düzeyi ve sahip bulunduğu değer sistemi, görev anlayışı vb. özellikler önemli etkiler yapar. Öte yandan yardımı alan, yani danışan kişinin ihtiyaçları ve özellikleri de amaçları belirlemede yine önemli bir etkiye sahiptir.
Psikolojik danışma hizmetlerinin dayandığı temel ilkeler;
1. Psikolojik danışma hizmetleri demokratik bir ortamda ancak insancıl bir anlayışla sunulabilir.
2. Psikolojik danışma hizmetleri tüm bireylere açık olarak,bireylerin ihtiyaç duyduğu ve bu yardımdan bir yarar sağlayacağına inandığı her konuda verilebilir.
3. Hizmetler ister tek tek bireylere ister gruplara verilsin,psikolojik danışma hizmetlerinde bir danışman ile danışanlar arasında yüz yüze gelerek karşılıklı bir psikolojik ilişkinin kurulması zorunludur.
4. Psikolojik danışma hizmetlerinde danışman ile tek tek ya da grup halinde danışanlar arasında kurulan psikolojik ilişki karşılıklı saygı,güven,samimiyet,içtenlik ve gönüllülük esasına dayanmalıdır.
5. Psikolojik danışma hizmetlerinde psikolojik yardım alan danışanlar ne kadar problemli olurlarsa olsunlar bir hasta gibi değil,normal birer insan olarak kabul edilirler ve bundan dolayı psikolojik danışma hizmetleri her konuda tüm bireylere açık olarak sunulmaktadır.
6. Psikolojik danışma hizmetlerinde bireyleri eleştirme,yargılama ve değerlendirmenin kesinlikle yeri olmadığı gibi, kendisi hakkında karar alma ve kendisine yön verme hak ve sorumluluğu danışanların kendilerine bırakılmalıdır.
7. Psikolojik danışma hizmetleri verilirken birey ya da bireylerle kurulan ilişki gizli, özel ve profesyonel bir ilişkidir;bu ilişkinin gerektirdiği belirli ortam,mesleki ve etik (ahlaki)kurallar vardır. Uygun olmayan ortamlarda mesleki hazırlılığı yetersiz kişilerin diğer ilişkilerden çok farklı olan böyle bir psikolojik ilişki içine girmeleri asla doğru değildir.
8. Psikolojik danışma hizmetleri sürekli olmalı; hem bireysel psikolojik danışma hizmetleri ve hem de psikolojik danışma hizmetleri halinde dengeli ve örgütlenmiş bir şekilde sunulmalıdır.(sh76-77-78)
OKULLARDA PSİKOLOJİK DANIŞMA UYGULAMALARI

Okullardaki psikolojik danışma uygulamaları için önemli olabilecek bazı bilgiler şu şekilde özetlenebilir:
1. Sınırlı ya da geniş tutulsun psikolojik danışma hizmetlerine okul psikolojik danışma ve rehberlik programlarında mutlaka yer verilmeli; bu amaçla düzenlenecek hizmetler düzenlenmelidir.
2. Psikolojik danışma hizmetlerinin diğer rehberlik hizmetlerinden farklı olan bazı genel nitelikleri uzmanlar tarafından her fırsatta yönetici,öğretmen, öğrenci ve hatta velilere açıklanmalı;öğrencilerin bu hizmetlerden yararlanmaları teşvik edilmelidir.
3. Psikolojik danışma hizmetleri hem bireysel, hem de grupla psikolojik danışma çalışmaları olarak dengeli bir biçimde ve birlikte sunulmalıdır.
4. Psikolojik rehberlik hizmetleri için okulda uygun bir yer ayrılması konusunda başta okul müdürleri olmak üzere herkes çaba göstermelidir.
5. Okullarda psikolojik danışma hizmetlerinden yararlanmak isteyen öğrencilerin, gerektiğinde,çevrede bulunan ve psikolojik yardım veren diğer kurumların hizmetlerinden de yararlanmaları teşvik edilmelidir.(sh79-80-81)

GRUP REHBERLİĞİ HİZMETLERİ

Grup rehberliği hizmetleri 10-15 kişilik gruplarla ya da sınıftaki tüm öğrencilerle yürütülen hizmetlerdir. Özgüven grup rehberliğini “bireyin gelişmesine,kendisini ve

olanakları tanımasına,gerçekçi ve uygun planlar ve seçimler yaparak kendisini yönlendirmesine ilişkin grup etkinlikleri ve süreçleri olarak tanımlamaktadır. Bu tür çalışmalarda daha çok öğrencilerin kendileriyle ilgili veya olgusal konularda (karar verme,meslekleri tanıma, sosyal ilişkiler,etkili ders çalışma gibi) bilgilenmelerini sağlayarak gelişimlerine yardımcı olmak hedeflenir. Daha çok öğrencilerin katılımı sağlanarak,onların yaşantılarını,duygularını ve düşüncelerini ifade etmesine dayalı etkileşimli bir ortam içinde grup rehberliği çalışmaları yürütülür. Ne kadar büyük gruplarla bu çalışmalar yapılabilse de küçük gruplarla çalışmak hizmetlerin etkililiğini arttırmaktadır. Grup rehberliği çalışmaları herhangi bir konuda bir oturumluk,iki-dört oturumluk veya daha uzun süreli örneğin bir yarıyıl boyunca sürecek şekilde planlanıp uygulanabilir.(Altıntaş,Ersin.:PsikolojikDanışmaveRehberlik,Pegemyayıncılık,Ankara,2002)

GRUP YAKLAŞIMININ YARARLARI:

 Kendini yönlendirici öğrenme olanakları
v sağlar,
 Ekonomik ve etkili bir rehberlik hizmeti verir,
v
 Bireysel
v psikolojik danışmayı kolaylaştırır.

GRUP YAKLAŞIMI İLE GERÇEKLEŞTİRİLEN HİZMETLERDEN BAZILARI:

 Grup Rehberliği;sınıf rehber öğretmenliği ve
v eğitici kol rehber öğretmenliği görev alanına giren grup yaklaşımını kapsamaktadır.
 Psikolojik Danışma;grup içinde daha derin bir iletişim ve
v etkileşimle gerçekleştirilen yardım yaklaşımını kapsamaktadır.
 Grupta
v Ruhsal Sağaltım;grupta psikolojik danışmadan da derin boyutlu yaklaşımları kapsamaktadır.

GRUP REHBERLİK HİZMETLERİNDE GÖZ ÖNÜNDE TUTULACAK NOKTALAR:

 Danışman ya da sınıf rehber öğretmeni; eğitsel,mesleksel ya
v da kişisel-toplumsal sorunu, öğrencilere ulaştırılması gereken bilgiyi sınıfa getirmeli,

 Her türlü öğrencinin görüşüne saygı gösterilmeli,
v
 Gruba
v bilgi verirken soyut ve kuru bir anlatımdan kaçınılmalıdır,
 Grup
v tartışmalarına, her üyenin katılması ve katkıda bulunması sağlanmalıdır,
v Danışman ya da sınıf rehber öğretmeni tartışmalarda,kendi düşünce duygu ve değer yargılarını gruba aşılamaktan kaçınılmalıdır,

 Öğrenciler sormadıkça
v ,tartışma konusuna ilişkin görüşlerini açıklamamalıdır.(Bakırcıoğlu,Rasim.:RehberlikvePsikolojikDanışma,yayınları,Ankara,1994 )

DEĞERLENDİRME SORULARI:
1)Öğrencilerin ihtiyaç duydukları bilgiler aşağıdaki şıklardan hangisinde tam olarak sınıflandırılmıştır?
a)Eğitsel Bilgi
b)Mesleki Bilgi
c)Eğitsel-mesleki-ahlaksal bilgi
d)Eğitsel-mesleki-kişisel-sosyal Bilgi
e)Eğitsel-mesleki bilgi
2)Psikolojik danışma hizmetlerinin en önemli amacı hangisidir?
a)Bilgi vermek
b)Öğrencinin sorunlarını tamamen gidermek
c)Bireylerin kendilerini gerçekleştirmelerine yardım etmek
d)Mesleki bilgiler vermek
e)Eğitsel-mesleki-sosyal bilgiler vermek
3)Aşağıdakilerden hangisi grup rehberlik hizmetlerinde göz önünde tutulacak esaslardan biridir?
a)Kuru ve soyut anlatımdan kaçınmak
b)Her üyenin grup tartışmasına katkıda bulunmasını sağlamak
c)Her türlü öğrenci görüşüne saygı duymak
d)Sınıf öğretmeninin eğitsel,mesleki ya da kişisel toplumdaki sorunu gruba getirmesi
e)Hepsi
YARARLANILAN KAYNAKLAR
• Altıntaş,Ersin.:PSİKOLOJİKDANIŞMAveREHBERLİK,PegemYayıncılık,Ankara,2002)
• Kepçeoğlu,Muharrem.:PSİKOLOJİK DANIŞMA ve REHBERLİK,Ankara,1996)
• Bakırcıoğlu,Rasim.:REHBERLİK ve PSİKOLOJİK DANIŞMA,Ankara,1994)

YÖNELTME VE YERLEŞTİRME HİZMETLERİ

Öğrenciyi tanıma hizmetlerinden öğrenci hakkında elde edilen bilgiler ışığında onun yönelebileceği okullar veya programların neler olduğunu bilmesi ve kendisi için en uygun olanı seçmesi sürecinde sunulan hizmetler yöneltme ve yerleştirme hizmetleri olarak adlandırılmaktadır. Bu süreçte, okul rehberlik servisinde sunulan bir çok hizmet alanından yararlanılır. Bunlar: Öğrencinin ilgi ve yetenekleri hakkında bilgi edinmek için öğrenciyi tanıma; öğrencinin programlar ve okullar hakkında bilgi edinebilmesi için bilgi verme; bu konularla ilgili öğrencinin gerçekçi algı ve beklentileri yoksa psikolojik danışma ; ailenin beklenti ve değerleri öğrencinin uygun karar almasını engelliyorsa müşavirlik hizmetleri de işe koşularak yöneltme ve yerleştirme hizmetleri sunulmaktadır.
Bu hizmetler öğrencinin bir mesleğe veya bir işe yöneltilip yerleştirilmesinde de verilir.
Özellikle eğitsel ve mesleki rehberlik hizmetlerinde yöneltme sürecine ilköğretim yıllarından itibaren başlamakta yarar vardır. Öğrencilerle küçük yaşlardan itibaren bulundukları gelişim düzeylerine uygun olarak hem eğitsel hem de mesleki rehberlik çalışmaları yapılır. Böylece öğrencilerin program, okul ve meslek seçimlerinde problem yaşamaları önlenmiş olur.
SEVK (YARDIM ALMAYA YÖNLENDİRME ) HİZMETLERİ

Öğrenciler kökleri kişiliğin derinliğinde yer alan psikolojik rahatsızlık , sahip olduğu özellikleri tanıma ve yeteneklerini geliştirme , çekingen davranma , olumsuz aile ve arkadaş ilişkileri , ders başarısızlığı, özel- destek eğitim alma , meslek seçme , iş bulma , burs alma gibi konularda yardıma ihtiyaç duyabilirler. Bu hizmetlerin bir kısmı okul ortamında ve okulda görevli personel tarafından sunulabildiği gibi bazı hizmetler ise , okul dışındaki kurumlarda sunulmaktadır. Öğretmen öğrencinin dile getirdiği sorunun niteliğine göre kendi yeterliliği dışında ise öğrenciyi mutlaka yardım almak üzere psikolojik danışmana yönlendirmelidir. Okulda psikolojik danışma yok ise öğrencinin ilgili rehberlik ve Araştırma Merkezine başvurması sağlanmalıdır.
Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri toplumumuzda daha çok yenidir ve yeterince doğru tanınmamıştır. Okul rehberlik ve psikolojik danışma servisleri , öğrencilerin önemli bir kısmı tarafından davranış bozukluğu olan, disiplin sorunu olan
hatta “deli”olan kişilerin gittiği yer olarak algılanabilir. Özellikle Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servisi’ nün , Okuldaki Disiplin Kurulunun bir parçası gibi algılanmasına yol açan rehberlik hizmetlerinin sunulmasındaki ilke ve anlayışlarla bağdaşmayan yönetmelik maddeleri de mevcuttur. ( T.C. Resmi Gazete , 22188 , 31.01.1995; T.C. Resmi Gazete , 23476 , 17.04.2001 ) . Bu yüzden öğretmenler bu hususta hassas davranmalı , öğrencilerin yanlış yargılara varmasını engelleyici tavırlar takınmalıdırlar.
Öğretmenler öğrencileri sevk edecekleri kurumlar hakkında detaylı bilgiye sahip olmalı ve aile ile işbirliği içinde çalışmalıdırlar.

İZLEME HİZMETLERİ

Öğrencilere sunulan rehberlik hizmetleri sonucunda bir değişikliğin olup olmadığı , olmuşsa ne gibi değişikliklerin olduğunun bilinmesine gereksinim vardır. İzleme çalışmaları, hem öğrencinin değişim ve gelişimini takip etmek amacıyla hem de sunulan rehberlik çalışmalarını etkinliğini öğrenmede ihtiyaç duyulan bilgileri sağlar. Bir öğrencinin yaşadığı kişisel sorunu çözmek için psikolojik danışma ilişkisi tamamlandıktan sonra yaşantısındaki değişiklik ve sorunların bilinmesi de izleme olarak değerlendirilmektedir. Öğrenci bu süreçte bir karar almıştır ve bu kararın sonucunda yeni davranışları kazanmada ne kadar başarılı olduğu izlenmelidir. (Altıntaş,Ersin.:Psikolojik Danışma Ve Rehberlik,Pegem Yayıncılık,Ankara,2002)


YÖNELTME VE YERLEŞTİRME HİZMETLERİ

Öğrenciyi tanıma hizmetlerinden öğrenci hakkında elde edilen bilgiler ışığında onun yönelebileceği okullar veya programların neler olduğunu bilmesi ve kendisi için en uygun olanı seçmesi sürecinde sunulan hizmetler yöneltme ve yerleştirme hizmetleri olarak adlandırılmaktadır. Bu süreçte, okul rehberlik servisinde sunulan bir çok hizmet alanından yararlanılır. Bunlar: Öğrencinin ilgi ve yetenekleri hakkında bilgi edinmek için öğrenciyi tanıma; öğrencinin programlar ve okullar hakkında bilgi edinebilmesi için bilgi verme; bu konularla ilgili öğrencinin gerçekçi algı ve beklentileri yoksa psikolojik danışma ; ailenin beklenti ve değerleri öğrencinin uygun karar almasını engelliyorsa müşavirlik hizmetleri de işe koşularak yöneltme ve yerleştirme hizmetleri sunulmaktadır.
Bu hizmetler öğrencinin bir mesleğe veya bir işe yöneltilip yerleştirilmesinde de verilir.
Özellikle eğitsel ve mesleki rehberlik hizmetlerinde yöneltme sürecine ilköğretim yıllarından itibaren başlamakta yarar vardır. Öğrencilerle küçük yaşlardan itibaren bulundukları gelişim düzeylerine uygun olarak hem eğitsel hem de mesleki rehberlik çalışmaları yapılır. Böylece öğrencilerin program, okul ve meslek seçimlerinde problem yaşamaları önlenmiş olur.

SEVK (YARDIM ALMAYA YÖNLENDİRME ) HİZMETLERİ

Öğrenciler kökleri kişiliğin derinliğinde yer alan psikolojik rahatsızlık , sahip olduğu özellikleri tanıma ve yeteneklerini geliştirme , çekingen davranma , olumsuz aile ve arkadaş ilişkileri , ders başarısızlığı, özel- destek eğitim alma , meslek seçme , iş bulma , burs alma gibi konularda yardıma ihtiyaç duyabilirler. Bu hizmetlerin bir kısmı okul ortamında ve okulda görevli personel tarafından sunulabildiği gibi bazı hizmetler ise , okul dışındaki kurumlarda sunulmaktadır. Öğretmen öğrencinin dile getirdiği sorunun niteliğine göre kendi yeterliliği dışında ise öğrenciyi mutlaka yardım almak üzere psikolojik danışmana yönlendirmelidir.Okulda psikolojik danışma yok ise öğrencinin ilgili rehberlik ve Araştırma Merkezine başvurması sağlanmalıdır.
Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri toplumumuzda daha çok yenidir ve yeterince doğru tanınmamıştır. Okul rehberlik ve psikolojik danışma servisleri , öğrencilerin önemli bir kısmı tarafından davranış bozukluğu olan, disiplin sorunu olan
hatta “deli”olan kişilerin gittiği yer olarak algılanabilir. Özellikle Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servisi’ nün , Okuldaki Disiplin Kurulunun bir parçası gibi algılanmasına yol açan rehberlik hizmetlerinin sunulmasındaki ilke ve anlayışlarla bağdaşmayan yönetmelik maddeleri de mevcuttur. ( T.C. Resmi Gazete , 22188 , 31.01.1995; T.C. Resmi Gazete , 23476 , 17.04.2001 ) . Bu yüzden öğretmenler bu hususta hassas davranmalı , öğrencilerin yanlış yargılara varmasını engelleyici tavırlar takınmalıdırlar.
Öğretmenler öğrencileri sevk edecekleri kurumlar hakkında detaylı bilgiye sahip olmalı ve aile ile işbirliği içinde çalışmalıdırlar.

İZLEME HİZMETLERİ

Öğrencilere sunulan rehberlik hizmetleri sonucunda bir değişikliğin olup olmadığı , olmuşsa ne gibi değişikliklerin olduğunun bilinmesine gereksinim vardır. İzleme çalışmaları, hem öğrencinin değişim ve gelişimini takip etmek amacıyla hem de sunulan rehberlik çalışmalarını etkinliğini öğrenmede ihtiyaç duyulan bilgileri sağlar. Bir öğrencinin yaşadığı kişisel sorunu çözmek için psikolojik danışma ilişkisi tamamlandıktan sonra yaşantısındaki değişiklik ve sorunların bilinmesi de izleme olarak değerlendirilmektedir. Öğrenci bu süreçte bir karar almıştır ve bu kararın sonucunda yeni davranışları kazanmada ne kadar başarılı olduğu izlenmelidir. (Altıntaş,Ersin.:Psikolojik Danışma Ve Rehberlik,Pegem Yayıncılık,Ankara,2002)
KONSÜLTASYON ( MÜŞAVİRLİK) HİZMETLERİ

Doğrudan öğrencilere dönük olmayan ; öğrencilere sunulan Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik çalışmalarının etkinliğini artırmaya dönük olan çalışmalardır. Bu hizmetlerin amacı ; okuldaki yönetici ve öğretmenlerin daha uygun ve ortak bir rehberlik anlayışına sahip olmasını ve çalışmalarda bu anlayışına sahip olmasını , çalışmalarda bu anlayışın esas alınmasını ve okuldaki tüm olanakların bu anlayışa uygun biçimde kullanılmasını sağlamaktır. Böyle bir çalışma velilerle de yapılabilir. Ailede bir anlayış geliştirmek amacıyla ve aile olanaklarının öğrencinin gelişimine destek olacak biçimde düzenlenmesi için konsültasyon çalışmaları yürütülebilir. Yönetici öğretmen ve velilerle konsültasyon çalışmaları yürütülürken bireysel ve grup konsültasyonları yapılabilir. Konsültasyon çalışmalarını planlama ve yürütme sorumluluğu psikolojik danışmanındır. Etkililiği ise psikolojik danışmanın yeterliliği ile yakından ilgilidir. Etkililiği belirleyen diğer önemli bir faktör ise yönetici öğretmen ve velilerin çalışmalara katılımlarındaki istekliliktir.

Konsültasyon hizmetleri , kimlere yönelik hizmetlerdir ?

Konsültasyon çalışmalarıyla kazandırılması hedeflenen uygun ve ortak anlayışta rehberlik hizmetlerinde gerekli olan işbirliğidir. İşbirliği karşılıklı yardımlaşma , rehberlik uygulamalarını birlikte programlama ve yürütme, hizmetler sunulurken etkinliği birlikte yaparak öğrenilir. Öğretmen ve yöneticilere bu konularda sadece bilgi vererek yeterli ve uygun anlayış oluşturmak güçtür. Bunun için okuldaki personel arasında sıkı bir işbirliği gerekir. Akbaş tarafından rehberlik hizmetlerinin sunulmasında yüksek ve düşük işbirliğinin sağlandığı okullarda yapılan bir çalışmada bu okullar arasında önemli farklılıkların olduğu görülmüştür. Yüksek düzeyde işbirliğinin sağlandığı okullarda şu durumlar gözlenmiştir. Olumlu psikolojik danışma ve rehberlik anlayışı, personel arasında geliştirici iletişim, yüksek idare desteği , psikolojik danışmanın yüksek çaba ve motivasyonu , isteklilik , rehberlik hizmetlerinde eğitime ve gelişime önem verme , koruyucu rehberlik anlayışı , öğrenci ihtiyaçlarına duyarlılık , personelin sorumluluklarını yerine getirmesi , okuldaki danışman rolünün diğer personel tarafından benimsenmesi, velilerin üst düzeyde katılımını sağlamaya özen gösterme ve hizmet sunulan öğrenci sayısının az olması. Düşük düzeyde işbirliğinin sağlandığı okullarda ise şu faktörler önemli bulunmuştur: Düşük idare desteği , engelleyici iletişim , danışmanın düşük motivasyonu , olumsuz psikolojik danışma ve rehberlik anlayışı , danışman rolünün benimsenmemesi, sorun çözmeye yönelik rehberlik anlayışı , sorumlulukların yeterince yerine getirilmemesi, ders programlarının yoğunluğu, konuyla ilgili yönetmeliklerin yetersizliği, veli katılımının sağlanmaması, öğrenci ihtiyaçlarına duyarsızlık , hizmet verilen öğrenci sayısının fazlalığı.

Konsültasyon çalışmaları kapsamında yapılabilecek bazı çalışmalar aşağıda verilmiştir:
1. Velilere okulun amacını , programını ve politikasını tanıtma.
2. Öğrencilere okulda kazandırılması hedeflenen davranışların evde desteklenmesini sağlama.
3. Evde öğrenciyi olumsuz etkileyen koşulları olumlu hale getirme .
4. Okulda daha etkili bir öğrenme ortamı oluşturma gibi.1

Psikolojik danışmanın konsültasyon çalışmaları alanındaki görevleri :
• Öğrenme güçlükleri , özel ihtiyaçları ve problemleri olan öğrencileri tanımaları için öğretmenlere yardım etme.
• Sınıf içi rehberlik çalışmalarında öğretmenlere yardım etme.
• Öğrenciler için bazı rehberlik araçlarını geliştirmede öğretmenlere yardım etme .
• Rehberlik saatlerinde uygulayacakları rehberlik programlarını hazırlamada sınıf öğretmenlerine yardım etme .
• Ders dışı eğitsel kol çalışmalarını programlamada kol sorumlusu öğretmene yardım etme .
• Okuldaki çeşitli toplantılara katılma, bu toplantılarda psikolojik danışma ve rehberlik çalışmaları hakkında bilgi verme.
• Okulda düzenlenen iş başında yetiştirme çalışmalarına katılma; bu çalışmalarda kendi görevlerini ve okuldaki psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinden daha etkili olarak nasıl yararlanılacağını açıklama.2

ÇEVRE VE AİLE İLE İLİŞKİLER

Çevre ve velilerle kurulan etkili ilişkiler bir okulda yürütülen rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin etkililiğini artırmaktadır. Öğrencilerin çevredeki olanaklardan yararlanmalarını sağlamak önemlidir. Bu olanaklar psikolojik yardım ve sağlık hizmeti sunan kurumlar, sosyal kültürel ve sportif etkinliklerin yapılabildiği kuruluşlar ve çevredeki diğer okullar gibi kurumları kapsar. Çevrede sunulan hizmetlerden öğrencilerin yararlanabilmeleri için okul ile bu hizmetlerin sunulduğu kurumlar arasında etkili ilişkilerin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Öğrencilerin kendilerini geliştirmeleri , gerekli durumlarda psikolojik ve sosyal alanda yardım alabilmeleri için onları bu kurumlara yönlendirmek rehberlik hizmetleri arasında yer almaktadır. Çevre ile ilişkilerin etkili biçimde kurulması okul yönetiminin ve okul psikolojik danışmanın görevidir. Ayrıca okul aile birlikleri ve okul koruma dernekleri de çevre ve aile ile ilişkilerin geliştirilmesinde önemli olan birimlerdir. Okul yönetimi öğrencilerin bu kurumlara yönelmesini ve hizmet almasını kolaylaştırıcı bir işlevi yerine getirmelidir. Okul ve çevredeki kurumlar arasında yapılacak resmi yazışmalar ve oluşturulacak protokollerde sorumluluk okul yönetimindedir. Psikolojik danışman daha çok olanakların araştırılması ve çevredeki diğer okullarda sunulan rehberlik hizmetlerinin neler olduğunu bilmesi ve bunlardan yararlanmakla çevre ile ilişkilere katkıda bulunabilir.tüm bu etkinlikler aracılığıyla çevredeki diğer kurumlarda okul hakkında bilgi sahibi olur. Okulu çevreye tanıtmak ve çevrede okula karşı olumlu bir yaklaşım oluşması çevredeki olanakların okul yararına kullanılmasını kolaylaştıracaktır.
Aile ile ilişkileri geliştirmek okuldaki rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin tanıtılması , okulun amaç ve vizyonunun anlaşılması ve öğrencilerde hedeflenen zihinsel , duygusal ve sosyal davranışların kazandırılmasını desteklemektedir. Özellikle rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinde işbirliğinin önemli bir öğesi olan velilerin katılımı olmadan sunulan hizmetlerde etkililik düşük olacaktır. Ayrıca okuldaki psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri hakkında velilere tanıtıcı bilgilerin verilmesi , velilerin psikolojik danışmandan beklentilerini etkilemektedir. Okuldaki psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri hakkında velilere bilgi vermeyi içeren böyle bir çalışmada velilerin psikolojik danışmandan görevi olmayan hizmetleri beklemelerinde azalma olduğu görülmüştür.3 Okulu velilere tanıtmak , etkili işbirliğini sağlamak , katılım ve hedeflenen desteği oluşturmak amacıyla küçük gruplar halinde ( örneğin bir şubedeki öğrencilerin velileri ile ) veli toplantılarının yapılması yararlı olmaktadır. Bu toplantılar , velilere sadece öğrencilerin çeşitli derslerden aldıkları notların bildirildiği toplantılar olmamalıdır. Veli toplantılarında öğrencilerin başarıları ve gelişimleri hakkında bilgi vermenin yanında , olumsuz durumları gidermek amacıyla okulun yapabildikleri açıklanmalı , velilerin önerileri alınmalı , katkılarının nasıl olabileceği tartışılmalıdır. Bu tür toplantıların düzenlenmesi ve yürütülmesinde okul yönetimi , okul aile birliği , psikolojik danışma ve rehberlik servisi ve öğretmenler sıkı bir işbirliği ve ortak bir anlayış içinde çalışmalıdırlar.1



Psikolojik Danışmanın Çevre ve Aile İle İlişkiler Alanındaki Görevleri :

• Çevrede psikolojik danışma hizmeti veren başka uzman ve kuruluşlar hakkında öğrencilere ve velilere bilgi verme ve gerektiğinde bunlardan psikolojik yardım almaları için onları teşvik etme.
• Çevrede psikolojik danışma ve rehberlik hizmeti veren başka kuruluşların çalışmalarını tanıma, bunlarla işbirliği sağlama .
• Çevrede psikolojik danışma ve rehberlik hizmeti veren başka kuruluşlara öğrenci gönderme işini yürütme.
• Çevrede başka okulların psikolojik danışma ve rehberlik çalışmalarını tanıma , bu okullardaki uzmanlarla işbirliği yapma.
• Okullardaki psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri , eğitim programı ve çocukların yetenek , ilgi , başarı ve gelişim durumları hakkında velilere açıklamalarda bulunma.
• Okul aile birliği toplantılarına katılma.
• Çevredeki yayım organları , radyo ve televizyon programları için okuldaki psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerini tanıtıcı bilgiler hazırlama.2

ARAŞTIRMA VE DEĞERLENDİRME HİZMETLERİ

Okulda sunulan rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin etkiliğine yönelik yürütülen çalışmaların bir kısmı araştırma ve değerlendirme alanında yapılan çalışmalardır. Özellikle uygulanan bir programın sonuçları hakkında bilgiler edinmek , öğrencilerin , öğretmenlerin ve velilerin özellik , ihtiyaç ve beklentileri hakkında ayrıntılı sahip olmanın yanında yaşanan bir sorunun çözümü için yol gösterici bilgiler edinmek için araştırma ve değerlendirme çalışmaları yapmak gerekir. Bu çalışmalardan elde edilen bilgiler ve kanıtlar doğrultusunda bir okulda uygulanan rehberlik ve psikolojik danışma programı geliştirilerek yenilemelidir . Okul için hazırlanan rehberlik ve psikolojik danışma programı mutlaka araştırma ve değerlendirme etkinliklerini içermelidir. Aksi takdirde sunulan hizmetin etkililiği ve yeni ihtiyaçlarla ilgili doğru ve bilimsel bilgilerin elde edilmesi olanaklı değildir. Böyle bir çalışmada sınırlı birkaç gözlemden , kişisel görüşten öteye giden bilgiler elde edilmez.

Araştırma hizmetlerinin amaçları nelerdir?

Araştırma ve değerlendirme çalışmaları bir plan çerçevesinde yapılmalıdır. Neyin araştırılacağı , amaçların ne olduğu , kimlerden nasıl veriler toplanacağı ,bu verilerin nasıl değerlendirileceği ve araştırmanın nasıl raporlaştırılacağı önceden planlanmalıdır. Bu hizmetler yürütülürken bilimsel etik’e uygun çalışılmalı , araştırma ve değerlendirme çalışmalarındaki sonuçlardan ilgili tüm personel haberdar edilmeli , hizmetlerde sürekliliği sağlamak için sonuçlara yönelik raporlar arşivleşmelidir. Böyle çalışmaları etkili biçimde yürütebilmek araştırma yöntem ve tekniklerde yeterince yetişmiş olmayı gerektirir. Özellikle bu hizmetlerden sorumlu olan psikolojik danışmanın araştırma yöntem ve teknikleri kullanma konusundaki becerisi yeterli düzeyde olmalıdır. Okulda araştırma ve değerlendirme hizmetleri diğer hizmetlerde olduğu gibi ekip çalışmasını gerektirmektedir . yani bu çalışmalara öğretmenlerin aktif bir şekilde katılmaları beklenir . Ancak yapılan bu çalışmada öğretmenlerin araştırma yeterliliklerini önemli görmekle beraber bu yeterliliklere yeterince sahip olmadıkları bulunmuştur.


Okulda rehberlik ve psikolojik danışma uygulamaları içinde araştırma ve değerlendirme konuları olarak düşünülebilecek çalışmaların bir kısmı aşağıda verilmiştir :

• Tüm okul veya bir sınıfta uygulanan rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin sonuçlarının incelenmesi.
• Öğrencilerle yürütülen psikolojik danışma hizmetlerinin sonuçlarının değerlendirilmesi.
• Öğrencilerin psikolojik yardım ihtiyaçlarının saptanması .
• Öğrencilerin başarı durumlarının ve başarı engellerinin incelenmesi.
• Okulda öğrenci , öğretmen ve veli beklentilerinin araştırılması .
• Okulun tüm olanaklarının kullanımının nasıl olduğunun incelenmesi .
• Grup ve sınıf içi rehberlik çalışmalarının değerlendirilmesi.
• Okuldan mezun olan öğrencilerin yöneldiği okullar, alanlar ve mesleklerin belirlenmesi .
• Öğrencilerin yaşadıkları çeşitli problemlerin saptanması .
• Öğrenciler arasındaki sosyal ilişkilerin ve uygun durumun incelenmesi gibi.1

PSİKOLOJİK DANIŞMANIN ARAŞTIRMA VE DEĞERLENDİRME ALANINDAKİ GÖREVLERİ


• Örencilerin psikolojik danışma ve rehberliğe olan ihtiyaçlarını inceleme .
• Okul psikolojik danışma ve rehberlik programını ve okuldaki psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerini değerlendirme .
• Öğrenciler hakkında toplanan bilgileri sınıflama ve analiz etme.
• Öğrencilerin yetenekleri ölçüsünde başarılı olup olmadıklarını inceleme .
• Öğrenci başarısını etkileyen etmenler üzerinde araştırma yapma.
• Psikolojik danışma ve rehberlikte kullanılacak test , envanter , anket ve toplu dosya gibi araçları hazırlama , geliştirme veya temin etme.
• Okulda mevcut test , envanter gibi psikolojik ölçme araçları üzerinde geçerlilik , güvenirlik ve standardizasyon çalışmaları yapma.
• Okuldaki psikolojik ölçme araçlarının ve öğrenciler hakkında toplanan özel ve kişisel bilgilerin gizliliğini sağlama.2

KAYNAKLAR:

1-“ Psikolojik Danışma Ve Rehberlik” , Editör Gürhan Can , Pegem A Yayıncılık . Şubat 2002, Sf: 66- 67- 68- 69
2- Kepçecioğlu ,Muharrem . “Rehberlik Ve Psikolojik Danışmanlık “ , Özdemir ofset :Ankara, , 1996 . Sf: 249- 250
 

Gelişim ve Büyüme Kavramları

 



GELİŞİM
İnsan gelişimi çevre ve kalıtım arasındaki sürekli ve karşılıklı etkimişimin ürünüdür. Kalıtımsal özellikler, kısaca biyolojik ön yatkınlıklar olarak tanılanabilir. Döllenmiş yumurta aşamasından başlayarak, genler taşıdıkları yapısal özellikler doğrultusunda hücreleri programlar, ve böylece cinsiyet, saç rengi, fiziksel büyüklük ve hatta bir ölçüde zihinsel yetenekler, çevresel değişkenler ile etkileşerek şekillenir. Buna göre insan gelişimine yön veren iki temel süreç söz konusudur. Bunlardan biri, genotip ikincisi fenoptiptir. Genotip, ana babadan kalıtım yoluyla gelen tüm özellikler, fenotip ise aile, çevre, okul ve toplum gibi farklı sosyal bağlamlarda toplumsal ilişkiler yoluyla edinilen gözlenebilir tüm kişisel özelliklerdir.
Gelişimin kalıtsal özelliklerini yansıtan genetik değişmeler, evrim sürecinde gerçekleşen üç etkene göre oluşmaktadır. Bunlar ; değişkenlik (varibility), uyum (adaptaion) ve ayıklanma (selection) süreçleridir. Bireyin genetik yapısındaki oluşum ve değişmeler çiftleşme aşamasında kadından gelen X ve erkekten gelen XY kromozomlarının rastlantısal (random) yolla etkileşimine bağlıdır. Cinsiyeti belirleyen X ve Y kromozomlarının rastlantısal olarak etkileşimi, genlerde yer alan mutasyonlar (mutotions) yoluyla türe özgü davranış örüntülerini de (related species) içeren çok yönlü bir süreç içinde oluşmaktadır. Değişkenlik olarak biline bu etken uyum kavramı ile ilişkilidir. Uyum rastlantısal olarak bir araya gelen özelliklerinin doğal ayıklanma (natural selection) süreci içinde kalıcı hale geçirerek genetik yapıyı koruyan tüm değişimleri kapsamaktadır. Ayıklanma ise organizmamın çevreye uyum sağlamasını kolaylaştıran özelliklerin kalıcı hale gelmesi diğerlerini giderek sönmesi anlamındadır.
Gelişimin sosyal çevre değişkeni ile oluşan boyutu ise, kısaca algılama sisteminin düzenlemesine bağlıdır. Buna göre, algılama sistemimiz farklı olsaydı, doğal olarak dişilimiz de farklı olacaktı. Bireysel deneyimlerimiz, içinde yer aldığımız kültürel yapıya (cultural pattren), sosyal gruba ve aileye bağlıdır. Örneğin, çocuğun saldırganlık davranışı, içinde yer aldığı sosyal grubun ve ailenin tepkilerine göre biçim denmektedir. Genel olarak, alt sosyo – ekonomik setlerinde gelen ve eğitim düzeyi düşük olan ailelerin, çocuklarını saldırganlık davranışlarını ödüllendirdikleri gözlenmektedir. Ayrıca yetişkinlerin, söz yada davranış düzeyinde saldırgan tutumlarına sıkça tanık olan çocukların, onları model alarak benzer tepkiler gösterdikleri bilinmektedir. Öte yandan çocukların saldırganlık eğitimlerine “sessiz davranma” e “sistematik duyarsızlaştırma” yöntemleriyle yok sayma tepkisi veren eğitilmiş ailelerin, bu tür davranış bozukluklarını sağaltmada daha başarılı oldukları görülmektedir. Bu bağlamda cinsiyete bağlı rol yapısının, başat bir etken olarak algılandığı alt kültürlerde, saldırganlığın özellikle erkeklik kavramı ile özdeşleştirilmesi nedeniyle, yaygın biçimde oraya çıkması anlaşılabilir bir durumdur.
Gelişimin iki temel bileşeni ( compenets) olan kalıtım ve çevreden, hangisinin daha etkin bir faktör olduğu uzun bir zamandan beri tartışılmaktadır. Ancak, sorunun ortaya konuş şekli ile ilgili olan böyle bir tartışmanın, pratikte fazlaca önem taşımadığı açıktır. Sorunu, her hangi bir değişkenin üstünlüğüne indirgeyen ve bu nedenle bir düşünme yanlışı olarak değerlendirilmesi gereken bu yaklaşım yerine, bugün kalıtım ve çevrenin birbirinden ayrılmaz bir bütünlük taşıdığı görüşü kabul edilmektedir.
Bu saptaya doğrulamak amacıyla kalıtım çevre etkileşiminin dil öğrenme süreci bağlamında inceleyelim. Doğuşta konuşma için nöro fizyolojik açıdan biyolojik ön yatkınlığa sahip olan çocuğun, dili öğrenmesi sosyal etkileşime bağlıdır. Ancak çocuklar belli bir nörolojik gelişme aşamasına ulaşmadan konuşmazlar. Örneğin çocuklar bir yaşından önce düzenli cümleler kuramazlar. Ancak çocuklarıyla doğumdan itibaren konuşan ve onların konuşma denemelerini ödüllendiren ailelerin çocukları, diğerlerine oranla dana erken konuşmaya başlamaktadırlar. Ayrıca, konuşma becerisi, kapsam ve nitelik açısından farklı özellikler göstermektedir. Bu konuda yapılan araştırmalar, eğitim düzeyi yüksek olan aile ortamında ve sosyal çerçevede yer alan çocukların, deyimve kavramları daha yaygın ölçüde kullandıkları doğrulamaktadır. (Gerstle. 1982) Başka bir anlatımla, konuşmayı öğrenme gem, biyolojik, hem de sosyo – kültürel değişkenlere bağlıdır. Benzen bir durum, çocuğu bilişsel (cognitive), ahlaki (moral), davranışsal (behovioral), sosyal (social), duygusal (emotional), bedensel (physical) gelişimi içinde geçerlidir. Bu bilgilerin ışığında gelişim kısaca, organizmanın döllenmiş yumurta aşamasından başlayarak yaşam boyu geçirdiği çık yönlü iyileşme ve yetkinleşme süreci olarak tanımlanabilir.

Gelişimin Kritik Dömemleri
Gelişim, bio – fizyolojik ve sosyo – psikolojik süreçlerin karşılıklı olarak etkileşmesinin ürünündür. Buna göre bireyin belli bir yaşantı deneyimini edinilebilmesi için belli bir yeterlik düzeyine ulaşması gerekmektedir. Burada belirleyici etken, zamandır. Gelişim sürecinde bireyler göreceli olarak farklı özellikler göstermekle birlikte, zaman değişkenine gör, belli yaşlı gruplarında ortak kişilik özellikleri de bulunmaktadır. Örneğin bireyin bilişsel, dil yada ahlaki gelişiminin kalıtsa ve çevresel değişkenlere göre, bir ölçüde farklı olması doğaldır. Ancak kategorik olarak, normal koşullarda her bireyin yaş değişkenine göre, belli bir gelişme evresinde ulaştığı kabul edilmektedir. Gelişimin kritik dönemi olarak tanımlanan bu evrelerde, bireyler belli öğrenme yaşantılarına , bir önceki evreye oranla daha uygun ve hazır konumda bulunurlar. Öğrenme yaşantılarının desenleşmesi ve standardize edilmiş programların hazırlanması, gelişimin kritik dönemleri kavramı ile ilişkilidir. Bu nedenle öğretmenler ve anne – babalar çocukların eğitimde her kritik dönemin özelliklerine uygun bir öğretme – öğrenme stratejisi benimsemelidir. Örneğin kas ve kemik gelişiminin yanı sıra, zihinsel açıdan belli bir gelişmişlik düzeyine ulaşamayan çocuğun yürümeyi öğrenemeyeceği bilinmelidir. Aynı şekilde, zihinsel ve sosyal gelişim açısından belli yoksunluklar içinde bulunan çocukların, öğrenmede bazı güçlükler karşılaşabilecekleri uzak tutulmamalıdır.

Gelişimin Temel İlkeleri
Her bireyde gelişimin ortak bazı ilkelere göre oluşur. Bu ilkeler aşağıda gibi sıralanabilir.
1. Gelişme, genetik ve çevresel değişkenlerin karşılıklı etkileşiminin ürünüdür. Genetik araştırmacılar göz rengi, cinsiyet, beden biçimi, boy, zeka gibi bir çık yapısal özelliğin kalıtsal etkenlere bağlı olduğunu göstermektedir. Ancak kalıtım yoluyla getirilen bir çok özelliğin çevresel değişkenlere göre biçimlendiği de bir gerçektir. Örneğin kalıtsal zeka potansiyelinin uygun eğitim yaşantılarıyla desteklenmemesi halinde, yeterince gelişmediği bilinmektedir. Öte yandan boy ve kilo gibi bir çok fiziksel özelliğin gelişimi, yeterli ve dengeli beslenmeye bağlıdır.
2. Gelişim yaşam boyu sürer. Gelişimi belli aşamalara bölünmüş ve her biri, önceki aşamaların birikimlerine dayalı olarak oluşan bir süreç içinde gerçekleşir. Başka bir anlatımla gelişim, organizmanın doğum öncesi evreden başlayarak ölümüne dek geçen zaman dilimi içinde helezonik halkalar şeklinde oluşan ve birbirini izleyen süreçlerin toplamadır.
3. Gelişimin kritik dönemlerine özgü karakteristik özellikleri, hem düzenli hem de sıçramalı seyir içinde gerçekleşir. Örneğin, çocuğun duyusal ve dilsel gelişimi arttıkça, konuşması da gelişirken, yürümenin başladığı aşamada konuşma yeterli bir ölçüde duraksar. Öte yandan algısal ve zihinsel gelişme, ahlaki gelişimin önkoşulunu oluştururken, çocuklar içinde bulundukları sosyal çevre koşullarına bağlı olarak ahlaki açıdan farklı gelişim özellikleri gösterirler.
4. Gelişim içten dışa, baştan ayağa doğrudur. Doğum öncesi evreden başlayarak, öncelikle başın ve sırasıyla gövde, kol ve bacakların geliştiği, aynı şekilde iç organların gelişimini, bedende şekil veren dışsal gelişimin izlediği bilinmektedir.
5. gelişim genelden özele, bütünden parçaya, doğrudur. Gelişim süresince de önce bedenin ana bölümleri olan baş, gövde, kol ve bacaklar oluşmakta, daha sonra bu organları belli bir etkinlikte kullanmayı sağlayan ince kasların gelişimi başlamaktadır. Önce çocuklar belli bir gelişim aşamasında, sadece ellerini bir bütün olarak kullanırken, inde kasların gelişimi ile parmaklarını kullanmaya başlamaktadır.
6. gelişim özellikleri ayrılmaz bir bütünlük oluşturur. Gelişim alanları karşılıklı olarak birbirlerini etkilemektedir. Örneğin çocuğun zihinsel gelişimi, dil gelişimi hem etkilemekte hem de ondan etkilenmektedir. Aynı şekilde çocuğun sosyal gelişimi, zihinsel ve ahlaki gelişimi hem nedeni, hem de sonucu olmaktadır. Şu haldı tüm gelişim alanları, iç içe geçmiş bir etkileşim örüntüsüdür.
7. gelişim kritik dönemleri vardır. Organizma, belli bir zaman diliminde bazı gelişim alanlarında, nispeten para metrik bir evrimleşme içinde bulunur. Bu dönemlerde birey, belli öğrenme yaşantılarına ve çevresel etkilere daha bir hale gelir. Örneğin 0 – 3 yaş grubu içinde, çocuğun temel güven, sevgi ve kabul görme güdülerinin doyurulması, ileri yaşlarda özerk ve bağımsız bir bireyselleşme yetkinliğine ulaşmasına neden olur. Dolayısıyla bu dönemde özerkleşme ve bireyselleşme çabalarını yetişkinlerce engellenmesi ise, bireyin sosyal gelişimini olumsuz yönde etkiler. Şu halde gerçek duygu ve düşüncelerini yansıtma yeterliğinden yoksun bırakılan engellenmiş çocukların, bağımlı edilgen, hatta nevrotik bir kişilik yapısına sahip olmaları anlaşılır bir durumdur. Psiko – analitik yaklaşıma göre, belli bir psiko – sosyal gelişimi olumsuz yönde etkiler. Şu halde gerçek duygu ve düşüncelerini yansıtma yeterliğinden yoksun bırakılan engellenmiş çocukların, bağımlı edilgen, hatta novrotik bir kişilik yapısında sahip olmaları anlaşılabilir bir durumdur. Psiko – analitik yaklaşıma göre, belli bir psiko sosyal gelişim evresine özgün gereksinimlerin karşılanamaması, bu döneme takılmaya neden olur. Bu tür bireyler, bir sonraki gelişim dönemine özgü yeterlilikleri gösteremedikleri için, duygusal ve düşünsel açıdan gelişemezler. Bireylerde ergenlik ya da yetişkinlik dönemlerinde gözlenen davranış bozukluklarının nedenleri de, çocuklukta yeterince karşılanamayan bu tür ego gereksinimlerinde aranmalıdır.
8. gelişim bireysel farklılıklar gösterir. Her bireyin genotipi ve fenotipi farkı olduğu için, gelişim süreci de farklıdır. Bu nedenle çocukların gelişimi süresince bazı benzer özelliklerin yanı sıra, kalıtsal mirasların ve etkileşimin örüntülerinin farklılığı nedeniyle bazı ayrılıklar göstermeleri de doğal karşılanmalıdır.

Büyüme
Büyüme gelişime oranla, daha dar kapsamlı bir kavramdır. Bedenin boy kilo, ve biçim olarak artması anlamına gelen büyüme, biyolojik kalıt ve çevre faktörlerine bağlı olarak değişik hız ve yoğunlukta gerçekleşir.

Dç. Dr. Ayhan Aydın. Gelişim Öğrenme Psikolojisi (s. 1 – 6) Anı yayınları, Ankara 1999

BÜYÜMENIN DEGERLENDIRILMESI

Büyümenin değerlendirilmesi, çocuk sağlığı ile ilgili çalışmaların en önemli unsurudur. Fizyolojik, psikolojik, sosyal problemler büyümeyi negatif yönde etkiler. Büyümenin değerlendirilmesinde en çok kullanılan araç, büyüme grafikleridir. 1963 ten 1975 e kadar 0-18 yas arasındaki 20000 Amerikalı çocuktan USA NCHS (National Center for Health Statistics) bürosu tarafından toplanan bilgilerden oluşturulan Standart Büyüme Grafikleri, Dünya Sağlık Örgütü tarafından ilk 5 yas için Internasyonal Büyüme Standart olarak kabul edilmiştir. İyi beslenmiş ve sağlıklı Amerikalı çocuklardan derlenmiş olan bu bilgiler, dünyanın geri kalan kısmındaki popülasyona benzemezse de gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki büyüme farklılıklarının genetik farklılıktan çok, nutrisyonel durumu aksettirdiği kabul edilmektedir. NCHS standartları, kısa boylu göçmen ebeveynlerin ilk jenerasyon Amerikalı çocukları için kullanılmıştır. Bu çocuklarda, daha iyi beslenme ile ebeveynlerinden daha iyi büyüme ve gelişme sağlanmıştır. 4 standart büyüme grafiği yaygın olarak kullanılmaktadır. 1) Yasa göre ağırlık, 2) Yasa göre boy, 3) Yasa göre bas çevresi, 4) Boya göre ağırlık. Her grafik 7 persentil eğrisinden oluşur. Bu eğriler 0-18 yas arasındaki çocukların ağırlık, uzunluk (boy) ve bas çevresi değerlerinin dağılımını gösterir. Boy veya ağırlık olarak ölçülen antropometrik sayılar, popülasyon içinde normal olarak dağılırlar. Yeteri kadar büyük örnek verildiğinde X ekseni üzerine boy veya ağırlık değeri, Y ekseni üzerine de frekansı (ayni boy veya ağırlıkta olan çocukların şayisi) konularak grafik çizildiğinde çan eğrisi oluşur. Bu çan eğrisi normal veya Gaussian dağılımı gösterir. İdeal çan eğrisinde eğrinin tepesi örnek değerlerinin aritmetik ortalamasına uyar. Eğrinin tepesi medyan (Standart) değeri gösterir. medyan değer, observe edilen değerlerin %50 sinin üzerinde, %50 sinin altındadır. Mediandan uzaklaşan normal değerler, çan eğrisinin genişliğini oluştururlar. Bu değerlere matematiksel olarak Standart Deviasyon (SD) adi verilir. SD, normal sınırlar kavramına işaret eder. Ortalama değerin 1 SD altı (küçüğü) (-) ile 1 SD üstü (büyüğü) (+) arasında bulunan değerler tüm örneklerin takriben %68 ini içerir. (-) 2 SD ile (+) 2 SD laf arasında bulunan değerler ise tüm örneklerin %95 ini içerir. Tek ölçüm yapıldığında bu örneğin, medyandan ne kadar uzaklaştığı ± SD lafla ifade edilir. Bu şekilde bir sayısal örneğin tüm popülasyonun üyesi olup olmadığı ihtimali hesaplanmış olur. Normal Olarak Dağılmış Sayıların Normal Sınırları ve SD ile ilişkisi
Normal sınırlar Sayının Normal sınırlar İçine Girme İhtimali
SD % SD % ± 1 68.3 >,= 1 16 ± 2 95.4 >,= 2 2.3 ± 3 99.7 >,= 3 0.13
Sağlıklı erkek çocukların ölçümü ile oluşmuş bir popülasyonda bir çocuğun boyu 2 SD üzerinde bulunuyorsa, bu çocuğun bu popülasyona ait olma ihtimali % 2.3 ten daha azdır. Bu çocuk, erken pubertesi olan erkek çocukların bulunduğu başka bir popülasyona ait olabilir. Bir bireyin, bir popülasyonla ilişkisini gösteren bir başka yöntem, persentillerin kullanılmasıdır. Persentil, bir popülasyonda ayni ölçüye sahip olan bireylerin oluşturduğu "yüzde bir " dilimidir. Persentilin lügat anlamı; ayni ölçüdeki bireylerin frekans toplamlarının oluşturduğu yüzde bir dilimine tekabül eden "X" kıymetidir. örneğin, boyu
96 cm olan 3 yasındaki erkek çocuk popülasyonunum (frekans toplamının) oluşturduğu %1 dilimine tekabül eden "X" kıymeti 50 inci persentil dir. 3 yasındaki çocuğun 50 inci persentil deki boy değeri 96 Cem’dir. 50 inci persentil değeri medyan (orta) değerdir. Çocuklara ait boy değerlerinin %50 si bu değerin üzerinde, %50 si bu değerin altındadır. Örneklerin çoğu 50 inci persentil de toplanır. Bu değere "standart değer " adi verilir. Yukarıdaki örneğe göre 3 yasındaki erkek çocuğunun standart boyu 96 cm dir. Bu bilgilere göre standart büyüme grafiklerinin yorumlanması, aşağıdaki örneklerde verildiği gibidir. Örnek 1: 9 aylık bebeğin ağırlığı 8,5 kg ise, bu değer "yasa göre ağırlık" grafiğinde 25 inci persentil eğrisini keser. bebeğin ağırlığı 25 inci persentil de olup, 9 aylık bebeklerin boy değerlerinin %25 inden daha ağır, %75 inden daha hafiftir. Örnek 2: 9 aylık bir bebek 11 kg ise o zaman bu değer, 95 inci persentil eğrisini keser. Bu değer, bebeğin ağırlığının, akranlarına ait ağırlık değerlerinin %95 inden daha fazla olduğunu gösterir. Boya göre ağırlık grafikleri ayni şekilde hazırlanmıştır. Bu eğriye göre 125 cm olan bir kız çocuğunun standart ağırlığı (50p) 24 kg dir. NCHS grafikleri, adolesanlar için uygun değildir. Çünkü, pubertenin başlangıç yası geniş varyasyonlar gösterir. Bu grafikler, pubertesi gecikmiş bir genç için yasına göre düşük persentil değeri verebilir. Halbuki bu gencin uzama potansiyeli fazladır. Ayni eğriler, pubertesi ilerlemiş bir genç için yasına göre yüksek persentil değeri verir. Bu değer bu genç için yanıltıcı olabilir. Çünkü uzama potansiyeli azalmıştır. Bu eğrilerin nümerik değerleri, tablolarda verilmiştir. Ancak eğriler daha pratiktir. Çünkü geçen zaman içerisinde büyüme daha kolay değerlendirilir. Değişik tipte büyüme bozukluğu (Don, Turnem, Klinefelter sendromlari ve Akondroplazi gibi) olan Amerikali çocuklar için özel grafikler gelistirilmistir.
 

Gelişim İlkeleri ve Dönemleri

 



GELİŞİM İLKELERİ VE GELİŞİM DÖNEMLERİ
Çocuğun gelişimini incelemek birçok yönden yararlıdır.Önce gelişim basamaklarında ortaya çıkan yeni yetenekler ve davranış özellikleri saptanabilir.Sonra,gelişimin her çocuktaki niteliğinden gelişimin yönü ve hızı kestirilebilir.Yapılan gözlemler belli gelişim dönemlerinde ortak eğilim ve davranış kalıplarının bulunduğunu ortaya koymuştur.Kişisel ayrılıklarla birlikte ortak yanların bilinmesi çocuk eğitiminde tutulacak yolu belirler.
Örneğin,3-4 yaş çocuklarına okuma-yazma öğretmeye çalışmak boşuna bir çabadır.Çünkü çocuk belli bir olgunlaşma sürecinden geçmeden belli becerileri kazanamaz.Buna karşılık dört yaş çocuğu sayı sayamaz ,renkleri ayırt edemezken en güç müzik parçalarını öğrenebilir.Erişkinlerin bin bir güçlükle öğrendikleri bir yabancı dili ,o dilin konuşulduğu ortamda,çok kısa sürede kapabilir.şaşılacak ölçüde akıcı ve kıvrak konuşabilir.Sırası gelince ana ve babasına çevirmenlik bile yapabilir.Çocuklar ilk yıllarda beden eğitimi alanında da kolayca beceriler edinirler.Bu örnekler çocukların,gelişimin belli dönemeçlerinde,belli işleri yapmaya ve öğrenmeye çok yatkın olduklarını gösterir.
Konuşma yeteneğinin gelişmesi de beynin belli bir olgunluk düzeyine erişmesine bağlıdır.Beş aylık bir yavruya ne denli uğraşılsa da konuşma öğretilemez.Ancak sekiz aydan sonra bebek duyduklarını kapmaya ve yinelemeye başlar.Artık konuşmaya yatkın duruma gelmiştir.Bu noktadan sonra öğretim etkili olmaya başlar.İlgi,uyarılma ve destekle bu yetenek hızla gelişir.Ancak bu dönemde ilgi ve uyarılmadan yoksun kalan çocukta yetenekler körelir.Belli bir süren sonra daha güç öğrenir.Daha da geç kalınırsa konuşma açığı hiç kapatılamaz.Çocuğun öğrenmeye en yatkın olduğu bu dönemler kaçırılırsa yetenekler gerektiği gibi açılıp serpilemez.Bu ilke yürüme,dışkısını tutabilme gibi başka becerileri içinde geçerlidir.
Çocukların ilginç bir yanı da tomurcuklanan yeni yeteneklerin üzerine düşmeleri ve sürekli işlemeleridir.Yeni yürümeye başlayan bir bebek durmadan yürür.Yeni dillenen bir çocukta yeni becerisinin tadını çıkarırcasına durmadan konuşur.Bu çaba o yetenekle ustalık kazanılıncaya dek sürer gider.
Gelişim dönemlerinin incelenmesi ruh sağlığı bakımından da önemlidir.Dönemlerin ortak ruhsal özelliklerinin bilinmesi ruhsal gelişimin yolunda gidip gitmediğini anlamaya yardımcı olur.Sağlıklı gelişimin yolunda gidip gitmediğini anlamaya yardımcı olur.Sağlıklı gelişimin bilinmesi kişilik geliştirmedeki sapmaların gözlemlenmesini kolaylaştırır.Erişkin ruh hastaları,çocuklukta çekilen doyumsuzlukların,örseleyici yaşantıların ve sapmaların derin izlerini taşırlar.Çocukluk yaşantılarının bilinmesi,kişinin ruhsal uyumsuzluklarının ve sorumluluklarının aydınlatılması bakımından önem taşır.Büyük ruh hekimi S.Freud`un ruh çözüm yöntemiyle ortaya koyduğu gibi çocukluğun örseleyici deneyleri,ruhsal çatışmaları,etkilerini bilinç altında erişkin çağa dek sürdürürler.Kişiliğe yansıyan olumlu olumsuz tüm çocukluk yaşantılarının ortaya çıkartılması ruhsal sağaltım için gereklidir.Çocuk ruh hekimleri de ruhsal gelişimdeki sapmaları erkenden yakalayarak,sürekli uyumsuzluklara dönüşmeden önlemeye çalışırlar.
Ruhsal gelişme düz bir çizgide gitmez,inişler ve çıkışlar gösterir.Ayrıca her çocuğun kendine özgü bir gelişme hızı vardır.Zeki çocuklar genellikle her yönden hızlı gelişirler.Bununla birlikte bir çocuktaki gelişme değişik alanlarda ayrı hızda gerçekleşebilir.Beden gelişimi,ruhsal ve zihinsel gelişim birbirine koşut gitmeyebilir.Zekaca yaşıtlarından çok üstün bir çocuk ruhsal olgunlaşmada daha aşağı bir düzeyde kalabilir.Örneğin,okula gidecek ölçüde bağımsızlık kazanmış olabilir.
Ruhsal gelişim şu doğrultularda olur: Çocuk bağımlılıktan bağımsızlığa ,bencil davranıştan işbirliğine doğru gelişir.Yetenekleri yalından karmaşığa,genelden özele doğru ilerleme gösterir.Davranışları tutarsızlıktan tutarlılığa doğru gelişir.Ölçüsüz duygusal tepkilerden daha dengeli tepkilere doğru adımlar atar.Geliştikçe dürtü ve eğilimlerini dizginleyerek çevre gerçeklerine göre davranmayı öğrenir.Somut düşünmeden soyut ve mantıklı düşünmeye yönelir.Oyundan,öğrenmeye ve yaratıcılığa geçer.Ana,baba ve kardeş ilişkisinden toplumsal ilişkilere geçerek çevresini genişletir.
Gelişim dönemleri birbirinden kesin sınırlarla ayrılmazlar.Çocuğun gelişmesi ipek böceğinin gelişmesi gibi kurtçuk dönemi,kaza dönemi,kelebek dönemi gibi birbirinden kesin çizgilerle ayrılan dönüşümlerle olmaz.Bir önceki dönemin özellikleri,belli bir süre sonraki dönemlerde de sürer.Başka bir deyişle bir dönemde ortaya çıkan özellikler bir sonraki dönemin özelliklerine eklenmekle kalmaz,kazanılan davranışlar yeni niteliklerle yoğrularak kişiliğe sindirilir.Bir dönemdeki olumsuz gelişme yada sapmalar sonraki dönemlerdeki gelişmeyi de bozabilir.Gelişme dönemleri üst üste konan yapı taşları olarak düşünülürse,çarpık olarak yerleştirilen taşların bir süre sonra dengeyi bozup tüm yapıyı yıkabileceği göz önüne getirilebilir.Alttaki yapı taşlarının sağlamlığı ve düzgünlüğü ise tüm yapının dengeli olarak yükselmesini güvence altına alır.


Her canlı kendi türünün gelişim ilkelerine göre büyür,olgunlaşır ve öğrenir.İnsanın da kendi türüne özgü gelişme ilkeleri vardır.
Öğretmen, insanın genel gelişim ilkelerini göz önüne almadan,öğrencinin gelişim özelliklerini tanıyamaz.Eğitim açısından önemli olan gelişim ilkeleri şunlardır:

Kaynak:Çocuk Ruh Sağlığı,Atalay Yörükoğlu
Kalıtımla çevrenin etkileşimi:
İnsanın gelişimi, gizilgüçleri ile çevre güçlerinin etkileşiminin ürünüdür.Kalıtım,insanın gizil gücünü oluşturan yetenek ve özelliklerinin ana babadan insana ulaşmasında aracıdır.Çevre ise,insanın gizil gücünde sakladığı yetenek ve özelliklerinin yeterliklere dönüşeceği ortamdır.Çevre kavramı,insanın gizil gücünü etkileyip geliştirecek her türlü kalıtım dışı etkenleri içerir.

Sistem bütünlüğü:
Döllenmesinden doğumuna ve ölümüne kadar insanın gelişimi bir bütünlük gösterir.İnsan bir sistemdir.İnsanın amacı,yaşamak ve soyunu sürdürmektir.Bunun için insan değerler üretir.
İnsan sistemi,alt sistemlerden oluşur.İskelet,kas,sindirim,boşaltım,solunum,sinir,kan dolaşımı,lenf,üreme,görme,işitme gibi sayılabilecek tüm sistemler insanın alt sistemlerini oluştururlar.Bu alt sistemler birbirine dayalı ve bağlı olarak bir bütün oluştururlar.Alt sistemlerden herhangi birinde oluşacak bir gelişim geriliği,özür yada hastalık öbür alt sistemleri de etkiler.

Alt sistemlerde gelişim hızı:
İnsanın alt sistemlerinin büyüme hızı,her yaşta bir değildir.İnsan sistem olarak bir bütündür,bu bütünlük içinde her alt sistemin kendine özgü bir büyüme hızı vardır.İnsanın alt sistemlerinin gelişmesinin yaşlara göre değişik hızda olması doğaldır;bu büyüme geriliği yada özrü değildir.Ancak insanın bir alt sisteminin yada bir organın hastalanması,sakatlanması,doğal büyümesini engelleyebilir.Bir alt sistemin yada organın büyümesinin engellenmesi,insanın öteki alt sistemlerinin tümünü olumsuz olarak etkiler.

Baştan ayağa büyüme:
İnsanın büyümesi, başından ayağına doğrudur.Döllenmeden sonra en hızlı büyüyen kesim dölütün başıdır.Dölyatağındaki altı aylık bir insan yavrusunun başı ,bedeninin yarısından büyüktür.Doğumunda baş;insanın yaşaması için gereken birçok işlevi yapabilecek durumda iken ayaklar henüz daha işlevini yapabilecek durumda değildir.İnsanın yaşamının ilk yıllarında,beden yapısının ve devinimlerinin,baştan başlayarak yavaş yavaş ayağa doğru gelişmesine baştan ayağa gelişim ilkesi denir.


Genelden özele büyüme:
Döllenmede,ilkin insanın genel görünümü ortaya çıkmaya başlar.Genel görünümden sonra alt sistemler,daha sonrada alt sistemlerin ayrıntısı olan özel yönler gelişmeye başlar.Söz gelimi,doğduğunda çocuğun gözü,eli,ayağı genel görünümüyle vardır.Yaşı ilerledikçe gözün,elin,ayağın özel ayrıntıları da büyümeye ve işlevlerini yerine getirmeye başlar.Göz,daha iyi göremeye;el,bazı becerileri yapmaya;ayak,bedeni taşımaya başlar.İnsanın yaşamının ilk yıllarında,beden yapısının ve devinimlerinin,genelden başlayarak yavaş yavaş özel yönlerine doğru gelişmesine genelden özele gelişim ilkesi denir.

Gelişimde süreklilik:
İnsanın gelişimi,döllenmeden doğumuna,doğumundan da ölümüne kadar,durmaksızın sürer gider.Yaşlılık yıllarında,boy büyümesinin duraksadığı,kimi kez boy uzunluğunun azaldığı görüldüğünde,insanın gelişiminin durduğu sanılır.Oysa insan,hem bedendeki değişmeler,hem de öğrenme yoluyla gelişimini sürdürür.İnsan,canlı kaldığı sürece çevresiyle etkileşerek ve yaşayarak değişir,bir başka deyişle gelişir.

Gelişimde evreler:
İnsanın gelişimi süreklidir,ama bu sürekliliğin hızı her yaşta aynı değildir.Söz gelimi,döllenmeden doğuma kadar ki evrede çocuk çok hızlı bir büyüme süreci içindedir.Çocuğun iki yaşına kadar olan süredeki büyüme hızı,doğumdan önceki evrede az.ama iki yaşından sonraki yaşlardan çok hızlıdır.Böylece insanın gelişimi,durmadan kesilmeden sürekli bir akış içinde,ileriye doğru ama kimi kez hızlı,kimi kez yavaştır.İnsanın gelişiminin bir yavaşlamadan öteki yavaşlamaya kadarki hızlı olduğu yaşların tümüne,bir evre denir.
Her gelişim evresi,öteki evrelerden daha değişik bir hızda gelişir ve insanın değişik yaşlarını kapsar.Bu yüzden her gelişim evresi,kendine özgü gelişim görevi gerektirir.
Her gelişim evresinin gelişim görevlerine göre eğitim yapmak gerektiğinden.gelişim evreleri önemlidir.

Özelliklerin gelişim düzeyi:
İnsanın özellikleri değişik gelişim düzeyinde bulunabilir.Söz gelimi,temel eğitim dördüncü sınıftaki bir öğrencinin ağırlığı,boyu,bilişsel gücü,diş çıkarması,el gücü gibi özellikleri değişik gelişim düzeyinde bulunabilir.Genellikle özelliklerin gelişim düzeyi,yaş birimi ile anlatılır.Bu anlatımla,insanın özelliklerinin düzeyini birbiriyle karşılaştırmak kolaylaşır.
Öğrenciler,özelliklerin gelişim düzeyinde birbirlerinden ayrılık gösterdiklerinden,öğrenim görevlerinde de ayrılık gösterirler.Sözgelimi,birinci sınıftaki bir öğrenci,okuma yaşı yönünden öbür öğrencilerden daha alt yaşlarda ise,bu öğrencinin okuma düzeyi de bu oranlı olarak düşük olur.
Eğitim sisteminde öğrenci takvim yaşına bakılarak okula alınır.Oysa,insanın her alt sisteminin ve özelliklerinin gelişim düzeyi ayrı yaşlarda olabilir.Bunların içinde eğitim açısından en önemlisi,zeka yaşıdır.Ama öğrencilerin sınıflandırılmalarında ve eğitimleri sırasında,ancak takvim yaşı açıkça bilinebilmekte ve kullanılmaktadır.

Bütünden parçaya gelişim:
İlk yaşlarda,kendine yapılan etkiye karşı çocuk,bedeninin bütünüyle birden tepkide bulunur.
Sözgelimi,altı aylık bir çocuğa bir oyuncak uzatıldığında,çocuğun oyuncağa eliyle birlikte bedeninin tümüyle uzandığı görülür.Bisiklete binmeyi öğrenmede,çocuk,ilkin bedeninin tümünü devindirerek bisikleti sürer.Çocuğun becerisi geliştikçe bedeninin bütününü devindirme azalır,yalnız bacak ve kollar devindirilir.
Bütünden parçaya gelişim ilkesi öğrencilerin beceri ve bilgileri öğrenmelerinde önemlidir.Öğrenciler,bir öğrenme konusunun,ilkin bütününü görüp algıladıklarında,parçalarını daha iyi öğrenebilirler.

Gelişimde ilk yaşların önemi:
İnsan,ilk yaşlardaki gelişim hızına,ömrünün başka evrelerinde ulaşamaz.Hızlı gelişim,aynı anda hızlı öğrenme ve hızlı kişilik özellikleri edinmedir.Bu hızlı gelişim evresinde edinilen duygusal özellikler ,insanın ömrü boyunca ,gizli yada açık etkisini sürdürebilir.
Çocuğun alıncı yaşının sonuna kadarki sürede yapılan eğitim,çok özen ister.Bu süre içinde,hem aile eğitiminin hem de okul öncesi eğitimin,birbirine koşut olarak çocuğa olumsuz kişilik özellikleri ve duygusal bozukluklar kazandıramayacak nitelikte olmasının,ruh sağlığı ve kişilik gelişimi yönünden önemi büyüktür.



Gelişimde bireysel ayrılık:
Her insanın kendine özgü bir gelişim biçimi vardır.Başka bir deyişle gelişim bireyseldir.Denemeler,zeka bölümü aynı olan iki öğrencinin bile birbirinden ayrı geliştiğini ortaya koymuştur.

Kaynaklar:
Eğitimin Psikolojik Temelleri, Prof. Dr. İbrahim Ethem Başaran
Gelişim Öğrenme Ve Öğretim, Prof. Dr. Nuray Senemoğlu
 

Büyüme ve Gelişim

 



BÜYÜME: vücut kitlesinin artmasıdır. Bu artış yeni hücrelerin oluşması ya da bölünmesiyle ilgilidir, diğer bir ifadeyle yapısal artış denebilir. Büyüme vucutta meydana gerçekleşen değişmelerin sayısal olarak kontrol edilebilmesi anlamına gelir. Vücut sadece dış görünüşüyle değil iç yapısal olarak da büyüme gösterir.
Büyüme kendi yapısında boy ve ağırlık olarak da değerlendirmelere gider.
Örneğin: yeni doğan bir bebeğin 3-4 gün içerisinde su kaybı nedeniyle doğum ağırlığının %10’nunu yitirmektedir.bu ağırlığını gelecek 10 gün içerisinde tekrar kazanır. Yeni doğmuş bebekler 3200gr. İle 3400gr. ağırlığındadır. En hızlı büyüme doğum öncesinde doğum sonrası ilk bir yıl içerisinde bundan sonra yavaşlamaya başlar ve ergenlik döneminde 13-20 yaşları arasında tekrar bir hız kazanır.bu ağırlık kriterleri 3’er aylık dönemlere ayrılmıştır.
1- 1. 3. ayda 22-25gr.
2- 2. 3. ayda 20-22gr.
3- 3. 3. ayda 15-18gr.
4- 4. 3. ayda 12-15gr.
Bu ağırlı kriterleri kız ve erkeklerde farklılık gösterir. Çocuklarda boy hesaplamaları aylık olarak çıkarmak çok zordur.
Boy ağırlık gibi ilk bir yıl içerisinde hızlı ikinci yaş döneminin sonlarına doğru yavaşlamaya başlar. Çocuklarda boy artışı aşağıdaki gibi çıkarılmıştır.
0+12 aylar 50cm.
1. 3. ayda erkeklerde 10, kızlarda 9cm.
2. 3. ayda erkeklerde 6 , kızlarda 6cm.
3. 3. ayda erkeklerde 5, kızlarda 5cm.
4. 3. ayda erkeklerde 4, kızlarda 4cm.
Bunun yanında baş,göğüs, mide ,karaciğer,diş,kemik ve baş-vucud,baş-ayak, oturma
uzunluğu-boy uzunluğu artışlarını da kontrol eder.
Büyümeye etki eden faktörler büyüme sorunları:

1- ırk
2- iklim
3- sosyo-ekonomik statü
4- psikoloji
5- kalıtsal etkenler
6- yapısal gecikmeler
7- interauterin büyüme geriliği
8- kronik hastalıklar
9- endokrin bozukluklar
10- kromozom anomalileri
11- iskelet sistemi bozukları


GELİŞİM: Sadece sayısal verileri ve ölçümlerle açıklanamayan birçok yapı ve işlevi bütünleştiren ileriye doğru karmaşık bir olgudur. Bu bütünleşme nedeniyle gelişimdeki bir evre kendinden sonra gelen evreyi doğrudan yada dolaylı olarak etkilemektedir. Büyüme de gelişimin bir alt araştırma bölümünü oluşturmaktadır.çocuklarda belli gelişim dönemlerinde ortak olan eğilim ve davranış kalıpları bulunmaktadır. Bu nedenle gelişim belli dönemlere ve belli ana başlıklara ayrılmıştır. Bunun nedeni gelişimi daha iyi tanımlamak ve daha rahat inceleyebilmektir.
Son yıllara kadar doğum öncesi pek dikkate alınmamaktaydı fakat yapılan araştırmalar sonucu doğum öncesi dönemlerin doğrudan yada dolaylı olarak doğum sonrası dönemleri etkilediği görülmüştür.
Bütün davranışlar temel biyolojik yapı içerisinde gerçekleşir. Bu nedenle biyolojik yapı hakkında ne kadar çok bilgi sahibi olursak davranışları anlamamız ve yorumlamamız o derece kolay olur.
Çocukta bu biyolojik yapıda meydana gelen değişmeler davranışlarına direkt etkilenir. Bu biyolojik değişimler kalıtım ve cevre faktörünün etkisi altındandır.
Gelişimde bütün çocuklar aynı sırayı izlerler fakat süresi ve hızı çocuktan çocuğa değişmektedir. Bir çocuk bu evrelerden birine erken girmiş diğer çocuklara göre becerileri daha fazla gelişmişse bunu diğer evrelerde süre ve beceri bakımından sürdürür ve diğer çocuklara oranla daha hızlı bu evreleri geçer.
Gelişimi 5 temel kavramla özetlenebilir:

1- Gelişim dinamik bir olgudur.
2- Gelişim genetik bireyselliğin bir sonucudur.
3- Gelişim giderek artan bir özelleşme sürecidir.
4- Gelişimde denge vardır.
5- Gelişim art arda görülen düzenli bir süreçtir.

Gelişimde görülen evreler:

1- Doğum öncesi (prenatal) dönem: döllenmeden sonra 9 ay 10 gün sürer. Üç evreye ayrılır.
a) Ovum evresi: döllenmeden 2. hafta sonuna kadar
b) Embriyo evresi: 2. hafta sonundan 8. haftaya kadar
c) Fetus evresi: 3. aydan doğuma kadar
2- Doğum sonrası (postnatal) dönem:
a) Yeni doğan bebek: 0-4 hafta
b) Bebeklik : 4. hafta-2.yıl
c) İlk çocukluk: 2-6 yıl
d) Son çocukluk: 6-11 yıl (kızlarda 6-11),(erkeklerde 6-13)
e) Ergenlik : 11-20 (kızlarda 11-20),(erkeklerde 13-20)
Not: Unesco değerleri yukarıdaki değerlerden farklıdır.

Bebek ve çocuktaki gelişimi daha iyi izleyebilmek ve anlayabilmek için yukarıdaki dönem ve evreleri aşağıdaki alt yapılarla incelenmektedir.
Bedensel gelişim: Bedensel yani fizyolojik yapının gösterdiği değişim ve ilerlemeleri inceler. Bedensel gelişim çocuğun büyümesiyle doğrudan ilişkilidir.
Bilişsel gelişim: Doğan bir bebek devamlı bir ilerleme gösterir. Bedenen gösterdiği gelişme sayesinde çocuk dünyayı ve çevresini anlamaya ve algılamaya başlar ve bu sayede zihinsel faaliyetlere başlamış olur. Bu zihinsel faaliyetleri bilişsel gelişim içerisinde alıyoruz.
Motor gelişim: Hareket anlamına gelmektedir. Bedensel,zihinsel gelişimle meydana gelen gelişmiş motor hareketlere başlayan çocuğun beden ve zihinsel faaliyetin bağıntısını ortaya koyar.
Dil gelişim: Fizyolojik ve zihinsel olarak gelişen bebek dünyayı anlamaya ve algılamaya başladığından tepki vermeye başlar. Dünya ile iletişimini ağlama aşamasından dile döner.
Sosyal gelişim: Her yönüyle gelişen bebek bir çevre içerisinde yer alır ve bulunduğu ortama ayak uydurmaya çalışır. Bu çabasını sosyal gelişim olarak incelenir.


Her ne kadar gelişim ve büyüme farklıda olsa da bir birinden bağımsız değildir ve benzer özellikler taşır.
1- Büyüme ve gelişim belirli dönemlerde hızlanır yada yavaşlar.
2- Büyüme ve gelişim de belirli bir sıra vardır.
3- Büyüme ve gelişimde ileriye dönüktür.


Kaynaklar:
1- YAVUZER, PROF. DR. HALUK ÇOCUK PSİKOLOJİSİ REMZİ KİTAPEVİ
2- TUNÇGOĞAN DR. CÜNEYT A. TUNÇDOĞAN DR. İSMAİL ÇOCUK VE BESLENME 1985 AYYILDIZ MATBAASI A.S. ANKARA
3- ACUN SUNA BULGUR ERTEN GÜLAY ESİN YAYINEVİ
 

Olgunlaşma ve Hazırbulunuşluk

 



OLGUNLAŞMA
“Olgunlaşma düzeyi”,bireyin fizyolojik yönden herhangi bir konuyu “öğrenebilecek” ya da “yapabilecek”duruma yahut yeterliğe erişmesi demektir. Örneğin, çocuğun sinir ve kas sistemi yeteri kadar gelişmeden (buradaki anlamı ile “olgunlaşma”dan) çocuğa ne kadar yürüme alıştırmaları (temrinleri, egzersizleri)yaptırırsak yaptıralım, çocuk yürümeyi öğrenemez.
“Öğrenme”, bireyin “olgunlaşma düzeyi”ne bağlıdır. Çevresel koşullar da buna yardım eder. A.B.D.’ de yapılan bir araştırma, bunu açık olarak göstermektedir.
Küçük çocuklardan oluşan bir “deney” kümesine, 12 hafta süreyle, düğme ilikleme,makasla kâğıt kesme ve el merdivenin tırmanma etkinliklerinde yoğun bir yetiştirme işlemi yaptırılmıştır. Araştırmada “denetim” ya da “karşılaştırma”görevi gören çocuk kümesine de, bu konuda hiçbir öğretim yapılmamıştır. Deneme kümesindeki deneklere,öğretim süresi sonunda test uygulandığı zaman, bunların, bütün testlerde, denetim kümesindeki çocuklardan üstün oldukları saptanmıştır. Bununla birlikte, bir haftalık bir araştırma ya da öğretimden sonra,denetim kümesindeki çocukların da tırmanmada, 12 hafta süreyle özel alıştırma yapan kümenin başarı düzeyine eriştikleri görülmüştür. Her ne kadar denetim kümesindeki çocukların, düğme ilikleme ve makasla kâğıt kesmede bir hafta sonunda bu iki etkinlikte elde ettikleri sayı,deney kümesinin sayısına pek erişememiştir.
Yapılan araştırmalar, özel araştırmaların, “olgunlaşma”dan “çok erken” ya da “çok geç” oluğu zaman, tam etkili olmadığını göstermiştir. Başka konularda da yukarıdakine benzer araştırmalar yapılmıştır. Örneğin,okumayı öğrenmek için 6 yıl 6 aylık zeka yaşı uygun görülüyorken,son araştırmalarda, araç, gereç ve yöntemlerin çocuğa daha uygun hale getirilmesiyle, bunun, daha aşağı yaşlarda da olabileceği kanıtlanmıştır. Gates’e göre bu, 5-7 zeka yaşı arasıdır. Bunun için “en uygun” (optimum) zeka yaşı saptamak olanağı yoktur.
Öğrenilecek her nesne ya da konu, her şeyden önce, fizyolojik bir temel olan “olgunlaşmayı" gerektirir. Kısaca, olgunlaşma olmadan öğrenme olamaz. “Olgunlaşma düzeyi”sözü, öğrenilecek her konu için bir “olgunlaşma” durumunun söz konusu olduğunu anlatır. Bu düşünün sonucu olarak şöyle diyebiliriz: Herhangi bir organ,bir öğrenme durumu ya da konusu için “olgunlaşmış” olduğu halde, başka bir durum ya da konu için “olgunlaşmış”olabilir. Örneğin, küçük bir çocuğun eli, top tutmayı öğrenecek kadar olgunlaşmış olduğu halde; kalem tutmak için olgunlaşmamış olabilir. Bu ve benzeri deneylerden anlaşıldığı üzere, olgunlaşma, daha çok görsel (nispi) ve “fizyolojik” bir nitelik taşır.(Prof. Dr. İbrahim Et hem Başaran, sf:227-228)
Öğrenmeye hazır bulunuşlukta olgunlaşma, insanın bedensel, devimsel, bilişsel, duygusal gibi tüm gelişim alanlarında bir öğrenim görevini yapabilecek büyümeye ulaşmasıdır. İnsanın olgunlaşması bir bütündür. Öğrencinin yalnız bir gelişim alanındaki büyümesine bakarak bir öğrenim görevini yapmaya hazır olduğunu söylemek yanıltıcı olabilir.
Araştırmalara göre, eğer bir öğrenci bedensel ve devimsel olgunlaşmada yaşından geride ise, öbür gelişim alanlarında da geridir. Böyle bir öğrenci düşüncelerini bir konu üzerine toplamada, yönetmede; güçlükler karşısında duygularını denetlemede; işini direşkenlikle sürdürmede güçlük çekmektedir. (Cronbach, 1978)
Ancak bedensel özürleri olan öğrencilerin, bilgiye dayanan öğrenim görevlerini öğrenmeye hazır bulunuşlukları, yaşıtlarından biraz daha ileride olabilmektedir. Bu öğrenciler, bedensel etkinliklere katılma yoksunlukları, ödünleme ve yüceltme uyum mekanizmaları yoluyla hafifletebilmekte ve güçlerini daha çok okumaya, yazmaya, araştırmaya yöneltebilmektedirler.
Bir öğrencinin, zeka testlerinden aldığı düşük puanlara bakarak, öğrenmeye hazır bulunuşluğunun olmadığını söylemek olanaksızdır. Öğrencinin zeka bölümü, öğrenmeye hazır bulunuşluğunu kestirmeye yarayan etkenlerden yalnızca biridir. Öğrencinin öğrenmeye hazır bulunuşluğunun olgunlaşma açısından önemli engelleri şunlardır. (Pressey ve Kuhlen, 1957)
1-Kimi öğrenci, sınıfın öğrenim görevlerini başarabilecek yaşa gelmemiştir.
2-Kimi öğrenci, yaşı uygun olmasına karşın, bilişsel yönden, sınıfının öğrenim görevlerini yapabilecek düzeyde değildir.
3-Kimi öğrenci devimsel gelişim bakımından sınıfa göre geridedir.
4-Kimi öğrencinin, duyu organlarında özür olabilir.
Eğer, bir öğrenci, sağlıklı, gelişimi yaşına uygun, konulara karşı ilgili ise, öğrencinin öğrenim görevlerine karşı hazır bulunuşluğu da yerindedir. (Cavit Binbaşıoğlu, sf:263-264)
Çocuk bir gelişim döneminden diğerine bireysel hızıyla, aşamalı olarak ilerler. Meydana gelen bazı değişmeler öncelikle olgunlaşmaya bağlıdır. Olgunlaşma, öğrenme yaşantılarından bağımsız, biyolojik olarak kalıtım tarafından kontrol edilen bir değişmedir. Olgunlaşma, vücut organlarının kendilerinden beklenen fonksiyonu yerine getirebilecek düzeye inmesi için, öğrenme yaşantılarından bağımsız olarak, kalıtımın etkisiyle geçirdiği biyolojik bir değişmedir. Olgunlaşma, fiziksel gelişime büyük ölçüde etki eder. Birçok psiko-motor davranışın yapılması olgunlaşmaya bağıldır. Örneğin; çocuğun kas ve kemik yapısı yeter olgunluğa gelmeden, ne kadar yürüme alıştırması yaptırırsak yaptıralım, çocuk yürümeyi öğrenemez. Ayrıca olgunlaşma, çocukların belirli bir yaşta gösterebilecekleri özelliklerdeki en fazla artışı sağlayabilir. Henüz el kaslarını tam olarak kontrol edemeyen beş yaş çocuğu, genellikle on yaş çocuğu kadar düzgün ve kontrollü bir şekilde çizemeyecektir.(Prof. Dr. Nuray Senemoğlu, 2001,sf:12)
Çocuktaki ilk 18-24 ay içinde görülen temel değişiklikleri açıklayabilmek için olgunlaşma (maturation) kavramına değinmek gerekir. Olgunluk tüm bebeklerde görülen biyolojik değişimler sonucu gerçekleşen bir olgudur. Bu değişimler belirli çevresel koşullar içinde bir takım fizyolojik fonksiyonların gerçekleşmesini sağlar.
Çocuğun oturması, emeklemesi ve ayakta durabilmesi gelişiminde olgunlaşmanın önemini ortaya koymaktadır. Bu faaliyetler, yaşamın ilk iki yılında kemik ve kas gelişimine, sinir sistemindeki gelişime ek olarak bedene tanınan deneyim fırsatları sonucu görülür.(Prof. Dr. Haluk Yavuzer, sf:65-66)
Genetik yapı ve çevre etkileşimi sonucu bireylerde görülen biyolojik değişikliklere olgunlaşma denilir (Organizma, fizyolojik olarak bir davranışı, bir iş yapabilecek hale geldiğinde, olgunlaşma gerçekleşmiştir. Olgunlaşma, bir “sürenin” geçmesi sonucunda bireyin ya da bir organın, fiziksel güç ve kuvvet bakımlarından, yaşama uyumda belli bir durumu karşılayabilecek (başarı ile bir uyum yapabilecek) bir "düzey"e erişmesidir Olgunlaşma, öğrenme için şarttır. Örneğin, ayak ve bacaklarımız yürüme için yetere derecede "olgunlaşmamış" ise, "yürüme" öğrenilemez. Olgunlaşma, bireyin bir işi yapabilecek düzeye ulaşmasıdır. Canlı varlığın daha çok kalıtımdan getirdikleri ile, zorunlu olarak, çevreden kazandıklarının etkileşimi sonucu ortaya çıkar.
Genetik yapı ve çevre etkileşimi sonucu bireylerde görülen biyolojik değişikliklere olgunlaşma denilir. Organizma, fizyolojik olarak bir davranışı, bir iş yapabilecek hale geldiğinde, olgunlaşma gerçekleşmiştir. Olgunlaşma, bir "süre"nin geçmesi sonucunda bireyin ya da bir organın, fiziksel güç ve kuvvet bakımlarından, yaşama uyumda belli bir durumu karşılayabilecek (başarı ile bir uyum yapabilecek) bir "düzey"e erişmesidir .Olgunlaşma, öğrenme için şarttır. Örneğin, ayak ve bacaklarımız yürüme için yetere derecede "olgunlaşmamış" ise, "yürüme" öğrenilemez. Olgunlaşma, bireyin bir işi yapabilecek düzeye ulaşmasıdır. Canlı varlığın daha çok kalıtımdan getirdikleri ile, zorunlu olarak, çevreden kazandıklarının etkileşimi sonucu ortaya çıkar. (www.greatestfeelpsikoloji.com )

HAZIR BULUNUŞLUK

Bir öğrenim görevini, beklenen edim düzeyinde gerçekleştirebilmesi için öğrencinin, öğrenim görevinin gerektirdiği olgunluk düzeyine ulaşmış ve ön yaşantıları kazanmış olması gerekir. Başka bir deyişle, hazır bulunuşluk, öğrencinin, belli bir hedef davranışa ulaşması için kendine sunulan öğrenim görevini yapma yeterliğidir.
Hazır bulunuşluk, bir öğrenim görevinin bir kesimine karşı değil,bütününedir. Eğer öğrenci, bir öğrenim görevinin, bir kesimini öğreniyor bir kesimini öğrenemiyorsa, öğrencinin bu başarısızlığında başka etkenler aramak gerekir.
Koşullu Öğrenme Kuramları’na göre hazirbulunuşluk, öğrencinin, uyaranlara uygun tepkileri yapma ve bu tepkileri kendinde yerleştirme yeterliliğidir. Öğrenmenin oluşması için, öğrencinin uyarana gereken tepkiyi yineleyebilmesi ve pekiştirebilmesi gerekir. Karmaşık bir konunun ögrenilmesinde,konudan gelen uyaranlarin hazirbulunuşluk düzeyine indirgenip yalinlaştirilmasi ve yalin uyaranlara gereken tepkinin verilmesi, öğrencinin yeterliğine bağlıdır. Öğrenci bu yeterliğe ulaşmamış ise, programlaştırılmış öğrenme ile konu çözümlenerek, daha yalın uyaran tepki basamaklarına indirgenebilir. Bu yöntemle konular, öğrencinin hazır bulunuşluk düzeyine indirgendiginde, karmaşık zor konuları öğrenmesi de olanaklaşır.
Bilişsel Öğrenme Kuramları’na göre hazirbulunuşluk, öğrencinin yeni bir konuyu algılaması için gerekli olan, bilişsel örüntüyü geliştirmiş olmasıdır. Öğrencinin geliştirdiği bilişsel örüntüsü, öğrenmesinin temelidir. Öğrencinin geçmişte öğrendikleri,birbirini etkileyerek, bir alan oluşturur. Bu alanı oluşturan doku, öğrencinin bilişsel örüntüsüdür. Öğrencinin bilişsel örüntüsü yeni bir konuyu öğrenmeye yetmediğinde, konunun öğrenilmesi için gereken ön bilgi ve becerilerin, öğrenince kazanılması gerekir. Öğrenci bu yeterliğe ulaşmaz ise, öğretilecek konunun, bütünlüğünü bozmadan, öğrencinin hazır bulunuşluk düzeyine indirilmesi zorunludur. Öğrencinin bilişsel örüntüsünün eşigi, konunun güçlük düzeyine uyamadığı sürece, konunun öğrencice algılanması sağlanamaz.
Güdüsel Öğrenme Kuramları’na göre hazır bulunuşluk, öğrencinin gelişiminin sonucudur. Öğrenci, doğuşundan başlayarak her yaşında, belli gelişim düzeyine ulaşır ve böylece yaşına uygun düzeydeki konuları öğrenmeye hazır olur. Gelişim kusurları olan öğrenci,yaşının gerektirdiği tepkileri yapmada da kusurludur. Öğrencinin, öğrendiği konulara karşı hazır bulunuşluğunda görülen kusurların kökeni, gelişimde çok önemli olan ilk çocukluk evresindeki gelişim bozukluklarıdır. Bir konuyu öğrenciye öğretebilmek için, öğrencinin gelişim düzeyi iyi tanınmalıdır.
Öğrenme kuramları, bir öğrenim görevini öğrenebilmesi için öğrencinin yeterlik düzeyinin, bilişsel örüntüsünün ve gelişim düzeyinin, öğrenim görevinin düzeyine uygun olması gerektiğini savunurlar. Yeterlik, bilişsel örüntü ve gelişim düzeyi, birbirini tamamlayan ve birbirinin yerine kullanabilen kavramlardır. Öğrenmeye hazır bulunuşluğu oluşturan olgunlaşma ve ön yaşantı kavramları ise öğrenme kuramlarının kullandığı kavramları açıklayıcı kavramlardır.(Cavit Binbaşıoğlu, 1995 ss:262-263)
Olgunlaşma, bireye yaşla birlikte artan yeterlikler sağladığı gibi, öğrenme fırsatları verildiği taktirde bireyin yeni ve daha karmaşık davranışları kazanması için gerekli olan hazır bulunuşluğu da beraberinde getirir. Ancak hazır bulunuşluk, bireyin sadece olgunlaşma düzeyini değil, ayni zamanda, bireyin önceki öğrenmelerini, ilgilerini, tutumlarını, güdülenmişlik düzeyini, yeteneklerini, genel sağlık durumunu da kapsar(Gipson ve Vinegradoff, 1986). Ertürk, hazır bulunuşluk kavramını; bireyin “eğitim pazarına” getirdiği özelliklerin tümü, olarak ifade etmektedir.
Örneğin; bisiklet kullanmak için yeterli hazır bulunuşluk düzeyinde olan bir çocuk; bisiklet kullanmaya isteklidir, bisikleti kullanmak için gereli olan kaslar ve diğer organları yeterli olgunluğa erişmiştir, bisikletin nasıl kullanılacağı ile ilgili ön koşul öğrenmelere sahiptir, genel sağlık durumu bisiklete binmesine uygundur. (Prof. Dr. Nuray Senemoğlu 2001 sf:12)
Öğrenme için “olgunlaşma” gerekli ise de, “yeterli”değildir. Bireyin, öğrenme için “hazır” bulunması da gerekir. ”Hazırlık” olgunlaşmadan daha karmaşık bir terimdir. Hazırlık terimi, kısmen “olgunlaşma” terimini de kapsar; fakat, hazırlığın “ruhsal” yönü daha ağır basar. Bunun içinde bir dereceye kadar, bireyin “ilgi ve hevesi” konu ile ilgili olarak yaptığı “araştırma” sonucu, yani bireyin yaşantılarıyla yeti ve yeteneklerinin bir bireşimi vardır.
Asıl öğrenme, çocuk ”öğrenmeye hazır” hale geldikten sonra başlar. Okuma-yazmayı öğrenmek için, çocuğun bir kısım organlarının olgunlaşması yanında, çocuğu buna heveslendirmek ve okuma-yazma alıştırmaları yaptırmak gibi hazırlık çalışmaları da gereklidir. Bütün öğrenme durumları için aynı şey söylenebilir. (Prof. Dr. İbrahim Ethem Başaran, 1997 sf:228)

Hazır bulunuşluk, bireyin bir işi yapabilmesi için gereken olgunlaşmaya erişmesinin gerekliliği yanında, bu iş için gerekli ön bilgi, beceri ve tutumu da kazanmış olması demektir.
O halde gelişim, hem nicelik hem de nitelik yönünden belirli bir düzeye erişmeyi anlatır. Kalıtım ve çevre etkileşiminin bir ürünüdür.
Çocuklarda gelişim, süreklilik göstermekte, fakat bu sürekliliğin içinde gelişim ivmesi, dönemler halinde farklılaşmaktadır. Bu sürecin aşamaları, bireysel farklılıklardan ve özelliklerden dolayı, her dönem kendinden sonra gelen dönemle birleştiği için, kesin sınırlarla birbirinden ayrılamaz. (www.kirmizipabuçlar.com)
Kişinin olgunlaşma ve öğrenme sonucu belli davranışları yapmaya hazır olmasıdır. Örneğin, dört işlemi öğrenecek olan bir çocuğun hem dört işlemi kavrayabilecek bir olgunluğa ulaşması, hem de bunun için gerekli olan sayma, toplama, çıkarma vs ile ilgili bilgi ve becerilere sahip olması gerekir. Hazır bulunuşluk, canlı varlığın herhangi bir şeyi öğrenebilecek duruma gelmesini anlatan bir terimdir
KAYNAKÇA
1)YAVUZER,Prof.Dr.Haluk,ÇocukPsikolojisi,RemziKitapevi,İstanbul,18.Basım1999
2)BİNBAŞIOĞLU,Cavit,EğitimPsikolojisi,GülYayınevi,Ankara,9.Basım,1995
3)BAŞARAN,Prof.Dr.İbrahimEthem,EğitimPsikolojisi,GülYayınevi,Ankara,5.Basım,1997
4)SENEMOĞLU,Prof.Dr.Nuray,GelişimveÖğrenme,GaziKitapevi,Ankara,Basım,2001